Fahri ŞAHİN


AĞIZ TADI

Tavada eriyen tereyağının eve yayılan o mis gibi kokusu. Güveçte pişen pilicin o enfes lezzeti. Yoğurdun o sarı kalın kaymağı. 


Tavada eriyen tereyağının eve yayılan o mis gibi kokusu. Güveçte pişen pilicin o enfes lezzeti. Yoğurdun o sarı kalın kaymağı. 
Fırından çıkan ekmeğin tüm mahalleye yayılan büyüsü. Dibekte dövülen kahvelerin küçücük fincanlara sığan kırk yıllık hatırları. Bacanızın tütmediğini fark edip kapınızı çalan komşunuzun merak eden o samimi ses tonu. Hastaya götürülen bir tas sıcak çorbanın o iyileştiren gücü. 
Peki ne oldu? Ne oldu da bu tatlara hasret, bu samimiyetlere uzak kaldık? Önce her şey daha çok kazanma hırsıyla başladı. Sonra “Siz hala annenizin kullandığı yağı mı kullanıyorsunuz?” küçümsemesiyle devam etti. Reklamlar ve filmler bizi janjanlı hayatlara özendirdi. En sonunda da iyilere “saf” kötülere “kurnaz” muamelesiyle zirveye çıktı. Şimdi elimizde bunlar var: Tavuğun, etin, sebzenin ve meyvenin hormonlusu, dudağın silikonlusu. Hemen her eşyanın “Kullan at” şekli çıktığı gibi arkadaşlığın bile tek kullanımlığı ve naylonlusu. 
Hadi hayırlı olsun. Önce ağzımızdaki tat, sonra hayatımızın lezzeti olan yaşam sevincimiz gitti. Dostluklar menfaatlere, akrabalık ilişkileri mirasa kurban gitti. Ağzının tadından memnun olan, hayatından lezzet alan, bu dünyada gerçek bir dostu olan parmakla gösterilir oldu. Bu bir aldanmışlıktır. Mutluluğun sadece maddede olacağına inanmışlıktır. Paranın her şeyi çözeceğine saplanmışlıktır. Bu dünyanın maddi tarafına bağlanmışlıktır. Kısa günün karını hesaplayım derken ömrünün muhasebesini yapmaktan mahrum kalıştır. Biraz sonra elinden alınacağından habersiz; tıpkı bir çocuğun oyuncağıyla oynaması gibi, geçici dünya malıyla oyalanmışlıktır. Gerçek ise bambaşkadır. O ağzımızdaki tattır. Helalinden kazanmak ve helalinden harcamaktır. Yetinmek gibi dünyanın en büyük zenginliğine kavuşmaktır. Gerçek bir dost gibi tükenmez bir hazineye sahip olmaktır. Günün her saniyesinin değerini bilerek yaşamaktır. Hiç durmadan okumak, araştırmak, bulmak ve bütün insanlığa yararlı olmaktır. Bu dünyaya niçin geldiğini bilmek ve ona göre davranmaktır. Sabahleyin gülümseyerek kalkmak ve güne neşe dolu bir günaydınla başlamaktır. Başta sağlık nimeti olmak üzere tüm sahip olduklarımız için Yüce Yaratıcımıza şükran duymaktır. O zaman tavaya koyduğumuz tereyağı yine mis gibi kokacak, dibeklerde dövülen kahvelerin kırk yıllık hatırları yine olacaktır. Yoğurtlarımızın sarı kaymağı kalınlaşacak, eti et gibi, meyve ve sebzelerimizi gerçek lezzetleriyle yemeye başlayacağız. “İyi de bütün bunlar nasıl olacak?” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Cevap: Tabi ki senin istemenle olacak. Benim istememle olacak. Bizim istememizle olacak. İşte bu yazı da bir istektir. İsteğin olduğu yerde çözüm de vardır. Ağzımızın tadına, hayatımızın lezzetine, dostluğun servetine, yetinmenin zenginliğine, çalışıp üretmenin ve faydalı olmanın o gerçek neşesine ulaşacağımız o güzel ve mutlu günlere beraberce el ele. 



  • Cuma 29.3 ° / 13.7 ° Bulutlar
  • Cumartesi 34.8 ° / 16.4 ° Dağınık bulutlar
  • Pazar 34.1 ° / 18.8 ° Bulutlar

Balıkesir

17.09.2021

  • İMSAK
  • GÜNEŞ
  • ÖĞLE
  • İKİNDİ
  • AKŞAM
  • YATSI
  • BIST 100

    1.418%-0,42
  • DOLAR

    8,5401% 0,17
  • EURO

    10,0473% -0,12
  • GRAM ALTIN

    480,66% -1,11
  • Ç. ALTIN

    793,089% -1,11