Fahri ŞAHİN


Çok fazla eşya iç dünyamızı boşaltıyor


Aldığımızda mutlu olacağımızı zannederek evimize gerekli gereksiz bir sürü eşya dolduruyoruz. Bu eşyalar evimizi doldurmakla kalmıyor, yüreklerimizi de dolduruyor. Sonra da ne sevdiklerimize ne de gerçekten bu hayatta yapmak istediklerimize çok da vakit kalmıyor. Bir yandan eşya taksiti öderken bir yandan yeni çıkan eşyaların reklamlarına maruz kalıyoruz. Çoğu zaman taksitler bitmeden elimizdeki eşyalar demode oluyor. Sonra haydi bakalım yenilerini almaya ve yeni taksitler yapmaya. Üzerine basmaya kıyamayacağımız renkte ve desende halılar alıyoruz. Sonra da halıyı korumak için başka bir örtüyle kaplıyoruz. Ayda on beşte gelecek nadir misafirlerimiz için halıyı görücüye çıkarır gibi açıyoruz, onlar gittikten sonra varsa oluşan lekeleri çıkarıp tekrar defter kaplar gibi kaplıyoruz. Haliyle konuşma konuları alınan eşyalar, arabalarımızın markası ve özellikleri, çocuğumuzu gönderdiğimiz okulun fiziksel imkanları, yeni çıkan telefon muhabbetleri derken ömrümüz gelip geçiyor. Birçok insana ?Şu ana kadar yaşadığın hayattan ne anladın?? sorusuna kocaman bir ?Hiçbir şey anlamadım? cevabını alıyorsunuz. Halbuki yaşadığımız hayat bu yaptıklarımızın çok daha fazlasını hak ediyor.
Örneğin, birine ?Hiç ömrünüzde rahat bir nefes almanın mutluluğunu yaşadınız mı?? diye bir soru sorsanız, muhtemelen ?Böyle de soru mu olur?? diyen bir yüz ifadesiyle karşılaşırsınız. Çünkü muhatabımız astım hastası değildir ve büyük bir ihtimalle astım hastası oluncaya kadar rahat bir nefes almanın değerini ve mutluluğunu bilemeyecektir. Yine aynı şekilde siz hiç ömrünüzde ?Sabah uyandığınızda iki ayağınızın üstüne rahatça basabilmenin mutluluğunu yaşayarak yatağınızdan kalktınız mı?? diye bir soru sorsanız ?Bu demek istiyor ya?? diyen bir yüz ifadesiyle karşılaşırsınız. Çünkü o felç geçirmemiştir. Felç geçirinceye kadar da muhtemelen ayağını oynatabilmenin kıymetini bilemeyecek ve bunun mutluluğunu yaşayamayacaktır. Bunlar da sorulacak soru mudur şimdi? Halbuki yeni çıkan telefon markasının kaç lira olduğu, yeni araba modelinin hangi özellikleri taşıdığı, eve aldığımız eşyaların markası, kaç takside böldükleri, eşantiyon verip vermedikleri bu sene hangi takımın şampiyon olacağı, en çok izlenen videonun hangisi olduğu vb. daha önemlidir(!) Fazla eşya gerçekten de bizi hayatın gerçek anlamından ve tadından koparıyor, iç dünyamızı boşaltıyor.
Oysa özlemle beklenen bir sürenin ardından hasretle bir sevdiğimizle veya yakınımızla kavuşmak. Gökyüzünün mavisini, bulutların beyazlığını, değişen mevsimlerin bir tören geçişi gibi hayatımıza renk kattıklarını aklımızda tutarak yaşamak ne güzel! Görebilmenin, duyabilmenin, dokunabilmenin, düşünebilmenin, organlarımızın tam olmasının bize sunduğu öyle akıl almaz güzellikleri var ki.
Bunların mutluluğunu yaşamak ve kıymetlerini bilmek için kaybedene kadar beklemeyelim. Eğer sadece gerçekten ihtiyacımız olanlarla yetinip bu dünyaya geliş amacımızı aklımızda tutarak yaşarsak hem birey olarak hem de toplum olarak daha huzurlu ve daha mutlu olacağız. Şunu aklımızda çıkarmayalım ki irtifa kaybedip yere hızla çakılmakta olan bir balondan fazla eşyalar atılarak yük hafifletilmeye çalışılır. Tıpkı bunun gibi toplumsal değerlerimiz de irtifa kaybediyor. Hızla yere çakılmadan fazla eşyalarımızdan kurtulalım. Artan paramızla da kaç kişinin elinden tutabiliyorsak tutalım. Fazla eşyadan kurtulup hayatın gerçek anlamını yakalayacağımız o güzel ve mutlu günlere beraberce el ele.



  • Pazartesi 35.8 ° / 17.5 ° Bulutlar
  • Salı 35.1 ° / 16.3 ° kırık bulutlar
  • Çarşamba 26 ° / 12.4 ° kırık bulutlar

Balıkesir

20.09.2021

  • İMSAK
  • GÜNEŞ
  • ÖĞLE
  • İKİNDİ
  • AKŞAM
  • YATSI
  • BIST 100

    1.419%0,10
  • DOLAR

    8,6373% -0,11
  • EURO

    10,1549% 0,14
  • GRAM ALTIN

    487,74% 1,50
  • Ç. ALTIN

    804,771% 1,50