ERDEK MÜFTÜLÜĞÜ


DUAYA FARKLI BİR YAKLAŞIM


DUAYA FARKLI BİR YAKLAŞIM
Din gibi dua da evrenseldir. Her toplumda, her kültürde, her medeniyette duanın izlerine rastlamak mümkündür. Öyle ki dine mesafeli olan birçok bireyin de dua yaptığına şahit olunmuştur. Akılcı ve maddeci bir hayat tarzı benimsemiş olan bazı insanların, bir kaza anında, bir hastalık sırasında, ya da ölüme yakın anlarda, insanı bunaltan hayatî bir tehlike durumunda dualar ve yalvarmalarla insan-üstü bir varlığa sığınması, söz konusu bu duygunun Allah tarafından kodlandığı ihtimalini kuvvetlendirmektedir. İçeriği farklı olmakla birlikte her toplumun, her kişinin kendine özgü dua etme şekli vardır. Bu sebeple toplumların dinî kültürlerinde sabitelerle kök salmış ve bir kutsalla iletişim kurma amacı taşıyan dualar, diğer toplum mensuplarınca değer yargısına tâbi tutulmamalıdır. Bu girizgâhtan sonra dua, İbn Manzûr´un (ö. 711/1311) Lisânu´l-Arab´ın´da ?çağırmak, davet etmek, seslenmek, istemek, yardım talep etmek? anlamlarına gelir. Diğer bir deyişle küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya gerçekleşen niyaz anlamındadır. İslâmî literatürde ise dua, insandan Allah´a doğru gerçekleşen özel bir iletişimin adıdır. Her ne kadar dua insandan Allah´a doğru gerçekleşen bir olay gibi gözükse de esasında duanın çift boyutlu bir yönünün olduğundan söz edilebilir. Çünkü insan gerçek anlamda derinden gelen bir duyguyla Allah´a açıldığından, Allah´ın kendisine karşılık verdiğini hissedebilir. Muhammed İkbal´in (ö. 1933) deyimiyle dua ister bireysel ister topluluk halinde olsun kâinatın bu sessizliğinde insanın kendisine bir cevap bulmak için hissettiği derin hasret ve iştiyakın ifadesidir. Bu da duanın çift boyutlu bir özelliğinin olduğunu ortaya koyma açısından dikkate değerdir. Her şeyden önce, kişinin dinî tecrübesinde duanın ayrı bir yeri vardır. İnsan, Allah´a olan ihtiyacını, güçsüzlüğünü, bağlılığını ve duygularını dua yoluyla ifade eder. Dua için herhangi bir şart herhangi bir mekân yoktur. İnsan her daim, her şart ve mekânda Allah´a hislerini açabilir. Izutsu´nun (ö. 1993) ?Kur´ân´da Allah ve İnsan? adlı eserinde ifade ettiği gibi dua, insanın Allah´a söz söyleme noktasına gelmesidir. Diğer bir ifadeyle dua, kalbin Allah´la konuşmasıdır; ancak insan kalbi yüksek bir şuur durumuna geldiği zaman dua olabilir, demiştir. Meseleye bu perspektiften bakıldığında, birtakım retorik düzeyindeki ifade kalıplarıyla ya da histen yoksun dua cümleleriyle dua yapıldığında Allah ile sağlıklı bir iletişim kurulamayabilir. Allah´ın bir kişinin duasını değerlendirmeye tâbi tutabilmesi için duada ruhî ve hissi yoğunlaşmanın esas olduğu iddiasında bulunulabilir. Buraya kadar izahı yapılan hususlar duanın psikolojik penceresine bakan tarafıydı. Duanın diğer bir varyantı da ?fiili duadır.? Fiili dua, insanın arzu ettiği işin gerçekleşmesi için mevcut tüm koşulları yerine getirerek iradî olarak çabası sarf etmesine denir. Kısacası fiili dua çalışmak, didinmek, istenilen şeyin peşinde olma gayretidir. Kişi nesneler dünyasında üzerine düşen tüm sorumluluklarını yerine getirmesi de ayrıca fiili duanın bir gereği olarak değerlendirilebilir. Kur´ân´da ?Rabbenâ ve Rabbî? (Rabbimiz-Rabbim) şeklinde başlayan ve üstelik birçok peygamberin dilinden aktarılan dualara bakıldığında, peygamberler üzerlerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdikten sonra dua ettikleri görülmektedir. Söz gelimi, Kamer 54/10. ayetteki Hz. Nuh´un olağan gayretiyle kavmini hidayete çağırmasından sonra, ?Rabbim ben mağlup oldum. Onların yalanlamalarına karşı bana yardım et.? demesi fiili duaya örnek kabilden zikredilebilir. Öte yandan gerek sosyal medyada gerekse sohbet meclislerinde Kur´ân´ın bazı ayetleri seçmeci bir tarzda gelişi güzel paylaşılmakta ve konuşulabilmektedir. Bu ayetlerde birisi Furkan 25/77. ayetteki ?Duanız olmasa rabbim size ne değer versin? ifadesidir. Ayette sözü edilen ?dua? kelimesi bilindik anlamda dua olarak algılanmış ve bahse konu olan ayet duanın önemine dikkat çekmek için özensiz bir şekilde delil getirilmiştir. Halbuki söz konusu ayet, Taberî (310/922) ve Vâhidî´nin (468/1076) İbn Abbâs´a atfettiği görüşe göre buradaki duadan kasıt tevhit inancıdır. Buna göre ayet, ?Tevhit inancınız olmasa rabbim size ne değer versin? şeklinde olmalıdır.
YÜCE ALLAH BUYURUYOR Kİ:
?Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah katında ise büyük bir mükafat vardır.? Enfal,28
HZ.PEYGAMBER BUYURUYOR Kİ:
?Her oruçlunun iftarını açtığında reddedilmeyen bir duası vardır.?
CEVABI NE?
Altının karz/borç verilmesi caiz midir?
Altın, mislî mallardandır. Dolayısıyla altının, cumhuriyet altını gibi tane ile alınıp satılanlarının sayı ile; 22 ayar bilezik gibi tartı ile alınıp satılanlarının ise tartı ile borç (karz) verilmesi caizdir. Fakat geri ödenirken ne eksik ne fazla, alınanın tam olarak misli
verilmelidir. Bunun yanında tarafların kabul etmesi halinde, alınan altın borcu, para olarak da ödenebilir.
NASIL DUA EDELİM?
?Allah´ım senden bildiğim-bilmediğim bütün hayırları istiyorum, bildiğim-bilmediğim bütün şerlerden sana sığınıyorum? Hz. Peygamber(sav)



  • Pazartesi 15.3 ° / 9.8 ° bulutlu bulutlar
  • Salı 18.4 ° / 8.6 ° Dağınık bulutlar
  • Çarşamba 18.9 ° / 7.8 ° Bulutlar

Balıkesir

18.10.2021

  • İMSAK
  • GÜNEŞ
  • ÖĞLE
  • İKİNDİ
  • AKŞAM
  • YATSI
  • BIST 100

    1.414%0,33
  • DOLAR

    9,2684% 0,08
  • EURO

    10,7405% -0,06
  • GRAM ALTIN

    525,47% -0,18
  • Ç. ALTIN

    867,0255% -0,18