Fahri ŞAHİN


DURMADIĞIMIZ SÜRECE NE KADAR YAVAŞ GİTTİĞİMİZİN BİR ÖNEMİ VAR MI?


Bence yok. Hedefimiz belli, kullandığımız yöntem ve teknikler belli, yol belli, güzergah belli. Yavaş ya da hızlı gitmek sadece bir tercih meselesidir. Hızlı giden mutlaka hızlı bir sonuca ulaşır diye bir garanti de yok. Ayrıca hızlı giderken bir şeyleri görememe ve atlama riski daha fazladır. Tıpkı hızla giden bir arabanın içinde seyahat ederken etrafımızı detaylı gözlemleyemeyeceğimiz gibi. Aslında iyi bir gözlem ve akılda kalıcılık harcadığımız zamanın uzayıp kısalmasıyla yakından ilgilidir. Örneğin bir uçağın hızında giderken göreceklerimiz farklı, araba hızında giderken göreceklerimiz farklı, yürüyerek giderken göreceklerimiz çok çok farklıdır. Burada hedefe hızlıca giderken ve en kısa yolu tercih ederken birçok deney ve gözlemi atlamış olmuyor muyuz? Ayrıca aşırı hızın kazalara da yol açabileceğini akılda tutmamız gerekmiyor mu? Belki yavaş, ama kararlı. Belki çok başarılı değil, ama asla pes etmeyen. Belki çok uzun bir sürece ihtiyaç duyan, ama asla sıkılmayan. Defalarca aynı veya benzer deneyleri istekle yapan. Yani diğer bir ifade ile ?istikrarlı? olan. Elbette ki sonuç: Başarı ve öğrenilenlerin uzun dönemli hafızaya kaydedilmesi. İşte büyüklerimiz ?İlmin başı sabırdır? derken demek istedikleri tam da budur. O halde bir şeyi hızlıca elde etmek, bir sonuca hızlıca gitmeye çalışmak çok da sağlıklı değil. Gözlem ve deney yapabilecek kadar bir hız yeterli. Fazlası sonuca değil sonuçsuzluğa, yanlış ve riskli bulgulara götürebilir. Toplumumuzda kabul gören, hızlı gitmenin marifet sayıldığı, hızlı düşünmenin ?zeka? olarak nitelendiği, yüksek puanın ?başarı? olarak görüldüğü sakıncalı anlayıştan el birliği ile kurtulmalıyız. Aslında doğru olarak bildiğimiz bütün yanlışları tek tek düzeltmeliyiz. Birden sahip olmak, birden yükselmek, çalışmadan zengin olmak, kopya çekerek başarılı(!) olmak gibi kötü alışkanlıklarımızdan kurtulmalıyız. Tabi ki bütün bunlar çok küçük yaşta verilmeye başlanmalıdır. Çocuklarımızı sevmenin sadece omzumuza alıp, öpüp okşamak olmadığını çok iyi bilmeliyiz. Çocuğumuza değer vererek konuşmamızın ve onu ciddiye almamızın, sorduğu sorulara ciddi cevaplar vermemizin ona sağlam bir karakter kazandıracağını mutlaka akılda tutmalıyız. Çocuğumuzun davranışsal gelişimini göz ardı ederek sadece sınav puanlarına odaklanmanın, meslek seçerken de sadece maddi doyumu öne çıkarmanın onu bencil yapacağını unutmamalıyız. Yavaş gitmenin ve yavaş öğrenmenin daha sağlıklı ve daha kalıcı olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Zamana karşı yarıştıran, arkadaşını alt edilmesi gereken bir rakip olarak gösteren, kişisel gelişimi bir kenara atarak yalnızca puana ve dereceye odaklı bir eğitim anlayışı sağlıklı bireyler yetiştiremez. O halde hepimiz bakış açılarımızda acilen ve de köklü bir değişiklik yapmalıyız. Durmadığımız sürece yavaş gitmemizde bir sakınca olmadığını anlayacağımız o güzel mutlu ve gerçek başarılı günlere beraberce el ele. 



  • Pazartesi 35.8 ° / 17.5 ° Bulutlar
  • Salı 35.1 ° / 16.3 ° kırık bulutlar
  • Çarşamba 26 ° / 12.4 ° kırık bulutlar

Balıkesir

20.09.2021

  • İMSAK
  • GÜNEŞ
  • ÖĞLE
  • İKİNDİ
  • AKŞAM
  • YATSI
  • BIST 100

    1.419%0,10
  • DOLAR

    8,6372% -0,11
  • EURO

    10,1545% 0,14
  • GRAM ALTIN

    487,74% 1,50
  • Ç. ALTIN

    804,771% 1,50