Bugün, 10 Ağustos 2022 Çarşamba

Hilmi ÇETİN


HER İNSAN KIYMETLİDİR

Yaratıkların en mükemmeli, ve en şereflisi olan, alemde var olan her şey hizmetine sunulan insanın Allah katındaki değeri îman, ibadet, sâlih amel, takva ve güzel ahlakı nispetindedir.


Yaratıkların en mükemmeli, ve en şereflisi olan, alemde var olan her şey hizmetine sunulan insanın Allah katındaki değeri îman, ibadet, sâlih amel, takva ve güzel ahlakı nispetindedir. Çünkü Allah insanları bu açıdan değerlendirmekte, onların fizik yapılarına, renklerine, ırklarına, cinsiyetlerine, sağlam veya engelli oluşlarına bakmamaktadır.
Engellilik, kişinin doğumdan itibaren taşıdığı hastalık veya sonradan kaza gibi olaylardan sonra kazandığı fonksiyon aksaklığı ya da doğumdan itibaren veya sonradan kişinin beyin fonksiyonlarında görülen bozukluklar nihayetinde duymama, görmeme, algılayamama, dikkat eksikliği, psikolojik bozukluklar gibi sonuçlardır.
Kur’ân’da dünya veya âhiret hayatında, hakîkî, çoğunlukla mecâzî anlamda görme, işitme, konuşma, ortopedik ve zihinsel engellilik ile genel anlamda hastalıklardan söz edilmektedir. Hakîkî anlamdaki engellilik, ya benzetme veya dîni görevlerde ruhsat bildirme veya tedâvi etme veya değer verme bağlamında geçmektedir.
Kur'ân'da, fiziksel anlamda çeşitli musibetlere maruz kalan peygamberlerden söz edilmiş ve bu sıkıntılar karşısında metanet ve sabır göstermelerinden dolayı örnek olarak övgüyle zikredilmişlerdir. Mecâzî anlamda engellilik; îman etmeyen insanların ilâhî gerçekleri anlamamaları, görmemeleri, duymamaları ve konuşamamaları bağlamında Kuranda, geçmektedir. Ahiret hayatında görme, duyma ve konuşma engelli olmak; hakîkî ve mecâzi anlamda, kâfirler için gerçekten kör, sağır ve dilsiz olmaları veya kendilerini sevindirecek şeyleri görememeleri, duyamamaları ve delil ile konuşamamalarıdır.
En güzel biçimde yaratılan insanın fizîkî ve ruhî varlığını sağlıklı olarak, sürdürmesi temel görevidir. Bu görevin ihmali, insanda bir takım özürlerin meydana gelmesine sebep olabilmektedir. Öte yandan insan, ölümü ve hayatı ile imtihan halindedir. Bazen nimetlerle bazen de musibetlerle imtihan olur. Dolayısıyla başına gelen her sıkıntının müsebbibi bizzat kişinin kendisi olmayabilir. İlâhî imtihanın yanı sıra, anne-baba ve toplumun da ihmal ve kusurları olabilir.
İster ilâhî bir imtihan sonucu, isterse kendisi ve diğer insanların kusuru sebebiyle olsun bir musibetle karşılaşsın insanın her şeyden önce metanet ve sabır gösterebilmesi gerekir. Bu, sıkıntılarından kurtulmak için maddî ve manevi çarelere başvurmasına engel değildir. Çarelere başvurur ancak “musibet ancak Allah’ın izni ve takdiri ile olmuştur, O, izin vermeseydi olmazdı, bunda da bir hayır vardır diyerek” rahat olma bilincini kazanabilmesi, insanın Allah’a olan imanının sonucudur.
Sevgili okurlar,
Kur’an-ı Kerim’de, fiziksel veya zihinsel yeteneklerden mahrum kimselerin kınandığına dair herhangi bir ayet yer almazken Allah’ın kendilerine verdiği akıl, görme, konuşma, işitme gibi fiziki ve zihni yetenekleri olumlu ve gereği gibi kullanmayanların kınandığı ayetler mevcuttur. “...Onların kalpleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler...” (A’râf, 7/179.) ayeti engelli kavramının kapsamına farklı bir açılım getirmektedir.
Dolayısıyla dinimizde, gözü görmediği, kulağı işitmediği, lisanı söylemediği hâlde, ahlaki güzellikleri
yakalamış, gönül ve vicdanı safiyetini korumuş insanların, fiziksel anlamda görmeye, duymaya, konuşmaya sahip bulunmaması bir eksiklik olarak telakki edilmemiştir.
Selam ve dua ile...
 

  • Çarşamba 33.7 ° / 20.1 ° Bulutlar
  • Perşembe 29.8 ° / 18.4 ° Dağınık bulutlar
  • Cuma 33.3 ° / 18.9 ° Bulutlar

Balıkesir

10.08.2022

  • İMSAK 04:32
  • GÜNEŞ 06:09
  • ÖĞLE 13:19
  • İKİNDİ 17:09
  • AKŞAM 20:19
  • YATSI 21:49
  • BIST 100

    2.830%1,59
  • DOLAR

    17,8786% -0,11
  • EURO

    18,4425% 0,90
  • GRAM ALTIN

    1.028,7% -0,48
  • Ç. ALTIN

    1697,355% -0,48