ERDEK MÜFTÜLÜĞÜ


KUR´ÂN KISSALARINA GENEL BİR BAKIŞ


Kıssa, ?k-s-s? kökünden türemiş bir kelime olup lügatte; anlatmak, haber vermek, iz sürmek gibi anlamlara gelir. Tefsir terminolojisinde ise kıssa, Kur´ân´da bahsi geçen peygamberler ve toplumlarla ilgili hadiselerin aktarımına karşılık gelir. Kur´ân, kıssaları seçerken geçmişteki insanlara ait tüm haberleri aktarmayı hedeflememiş; bunlardan sadece İslâm mesajının hali ve Hz. Peygamber´in gönderildiği toplum karşısında konumu ile örtüşen haberleri seçmekle yetinmiş ve bu yüzden Tevrat´ta olduğu gibi mevcut olan ayrıntılara girmemiştir. Kur´ân kıssalarında muhatapları bilgilendirme gibi bir amaç güdülmemiştir. Bunun yanında kıssalar anlatırken olayları doğal nedenleriyle açıklamak gibi bir amacı yoktur. Bu bağlamda kıssalar anlatılırken normatif yani değer ve kural taşıyan bir dil yerine anlam katıcı (significative) bir dil kullanılmıştır. Bu tespiti güçlendirme noktasında Taberî (ö. 310/923), Mekkî surelerde yer alan Âdem-İblis kıssasının Mekkeli putperestlere, Medenî surelerde yer alan Âdem-İblis kıssasının ise Medine´deki Yahudilere gönderme yaptığını söylemiştir. Bir adım daha ileri gidilirse Mekkî surelerde yer alan Âdem-İblis kıssasının muhatabı bilgilendirme noktasından öte, söz konusu iblis figürünün Mekkeli müşriklere karşılık geldiği açık yüreklilikle söylenebilir. Aynı şekilde Medenî surelerdeki iblisin de Yahudilere tekabül ettiği rahatlıkla ifade edilebilir. Kıssaların ilk olarak uyarma, öğüt ve ibret verme gibi hedefleri vardır. Diğer bir ifadeyle kıssaların belki de en önemli teması Allah´ın tek gerçek tanrı oluş gerçeğini kabule yönelik bir hidayet çağrısı olmasıdır. Bu amaçların tümünde de muhataplar tarafından bilinen olaylardan bahsedilmesidir ki böylece uyarı belleklerde derin bir iz bırakabilsin. Kıssalarda anlatım üslubu Hz. Peygamber´in psikolojisiyle paralel yürümekte, kıssalar onun çektiği sıkıntıyı âdeta canlandırmaktadır. Yani Hz. Peygamber´in yaşadığı tecrübe üzerinden kıssaların formatı belirlenmiştir, denilebilir. Bu bağlamda Kur´ân kıssaları, Hz. Peygamber´in yaşadığı şartlara uygun düşmekte, O´nun mesajının karakteri ve çevrenin durumuyla paralellik arz etmekte, Hz. Peygamber´in psikolojik durumunu yansıtmaktadır ki bu husus kıssadaki olayların seçiminde birinci faktör olabilir. Sözgelimi Nuh kıssası geçen yerlerde Nuh´un psikolojik durumu ile Hz. Peygamber´in psikolojik durumu arasında tam bir benzerliğin olduğu ileri sürülebilir. Kur´ân kıssalarında tarih kitaplarında anlatıldığı gibi sistematik bir bütünlükten bahsedilmez. Mesela A´raf, Tâhâ, Şuarâ, Kasas surelerinde Hz. Musa´yla ilgili anlatılan pasajlarda olaylar fragmanlar halinde sunulmuş olup, söz konusu bu pasajlarda bazen benzer bazen de değişik ifadelere yer verilmiştir. Bu da ister istemez şöyle bir soruyu akla getirmektedir: Kıssa bir kıssa olmasına rağmen niçin dört suredeki ifadeler birbirinden farklıdır? Bu soruya Arap dili ve edebiyatı alimi olan Hatip el-İskâfî (ö. 420/1029) ?Dürretü´t-tenzîl ve gurretü´te´vîl? adlı eserinde şöyle yanıtlamıştır: ?Muhatapların tavırları farklılaştığında, aynı kıssa olmasına rağmen ifade biçimleri de farklılaşmış dolayısıyla bir yerde biçim, diğer bir yerde başka bir biçim meydana gelmiştir.? Kur´ân kıssaları genelde indiği çevrede bilinen, tanınan ve yaygın olan öğeler üzerine inşa edilmiştir. Bu yüzden Hz. Musa ile ilgili anlatımlara Kur´ân´da büyük ölçüde yer verildiği görülmektedir. Bunun sebebini Muhammed Ahmed Halefullah (ö. 1997) ?el-Fennu´l-Kasasî? adlı kitabında, Yahudilerin dinî düşünce açısından Arap coğrafyasında egemen durumunda olmalarına bağlamaktadır. O kadar ki, Araplar, Hz. Muhammed´in peygamberliği ile ilgili olarak Yahudilere danışmaları bu tezi destekler niteliktedir. Hâl böyle olunca Kur´ân´ın özellikle, kimi peygamberlerin kıssalarını yer verip kimilerine yer vermemesi, kimi peygamberlerden uzun uzadıya bahsederken, kimi peygamberlerden yüzeysel olarak konuşması, nüzul ortamındaki insanların, bahsedilen peygamberlerle ilgili algılarına dayanmaktadır. Diğer taraftan bazı kıssaların temelinde dinî-ahlâkî mesaj verme gibi bir kaygının gözetilmediği de ayrıca söylenebilir. Buradan hareketle Ashâb-ı Kehf ve Zülkarneyn gibi kıssaların sebeb-i nüzullerine bakıldığında, müşriklerin Yahudiler kanalıyla Hz. Peygamber´in gerçekten peygamber olup olmadığını sınamak maksadıyla köşeye sıkıştırmaları sonucunda ilgili ayetlerin nâzil olduğu belirtilmiştir. Buna göre denilebilir ki kıssanın vahyedilişindeki temel maksat, dinî-ahlâkî bir mesaj vermekten öte Hz. Peygamber´i müşrikler karşısında zor duruma düşürmemek, dolayısıyla nübüvvete halel gelmesini önlemek içindir.
RAMAZAN SÖZLÜĞÜ ?AREFE?
Kurban bayramından bir önceki güne verilen ad. Kurban bayramından bir gün öncesine mahsus olan arefe tabiri, Türkçe´de ramazan bayramından bir gün öncesi için de kullanılmaktadır. Bunun gibi, belli gün ve bayramlardan bir gün öncesine veya önemli bir olay ya da olayların cereyan ettiği bir dönemden önceki günlere de Türkçe´de arefe denmektedir.
YÜCE ALLAH BUYURUYOR Kİ:
?Mü´min erkekler ve mü´min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah´a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.? Tevbe,71
HZ.PEYGAMBER BUYURUYOR Kİ:
?Kim duyulsun diye iyilik yaparsa, Allah (onun bu niyetini herkese) duyurur. Kim gösteriş için iyilik yaparsa, Allah da (onun bu riyakârlığını herkese) gösterir.?
NASIL DUA EDELİM?
?Allah´ım! Nefsime takvasını ver (günahlardan sakınma duygusu) ve onu (her türlü günahtan) temizle, Sen temizleyenlerin en hayırlısısın. Onun koruyucusu ve efendisi de sensin..?



  • Pazartesi 15.3 ° / 9.8 ° bulutlu bulutlar
  • Salı 18.4 ° / 8.6 ° Dağınık bulutlar
  • Çarşamba 18.9 ° / 7.8 ° Bulutlar

Balıkesir

18.10.2021

  • İMSAK
  • GÜNEŞ
  • ÖĞLE
  • İKİNDİ
  • AKŞAM
  • YATSI
  • BIST 100

    1.410%0,00
  • DOLAR

    9,2725% 0,12
  • EURO

    10,7371% -0,09
  • GRAM ALTIN

    526,73% 0,06
  • Ç. ALTIN

    869,1045% 0,06