ERDEK MÜFTÜLÜĞÜ


KUR´ÂN´IN ANLATIM VE ÜSLUP ÖZELLİKLERİ


İlâhî kitapların anlatım ve üslup özellikleri hitap edilen toplumun sahip olduğu kültür evrenine göre değişkenlik arz etmektedir. Hz. Musa´ya vahyedilen ilâhî buyrukların anlatımındaki hakim üslup tarzında etnosentrik (ırk-merkezli) bir dilin kullanıldığı görülürken, Hz. İsa´ya vahyedilen hitapların anlatım şeklinde kristosentrik (mesih-merkezli) bir dilin tercih edilmesi vahye muhatap olan insanların mevcut sosyo-kültürel yapılarının göz önünde bulundurulduğu gösterir. Bunun gibi Kur´ân´daki anlatım ve üslup tarzı da Kur´ân´a muhatap olan insanların içinde bulundukları şartlara göre şekil almıştır, denilebilir. Bu tespitten hareketle Kur´ân´daki teosentrik (Allah-merkezli) bir anlatım ve üslup yönteminin kullanıldığı rahatlıkla söylenebilir. Başka bir deyişle, fiziki sahada cereyan eden hemen her olayın merkezinde Allah´ın olması, Allah-merkezli bir dilin gereğidir. Bu yüzden Allah bazı ayetlerde birinci tekil formuyla ifade edilen (ben) diye konuşurken, kimi zaman da bazı ayetlerde birinci çoğul formu (biz) diye hitap eder. Mesela, Zâriyat 51/56. ayette ?Ben insanları ve cinleri bana ibadet etsinler diye yarattım. Ben onlardan yemek istemiyorum ve beni doyurmalarında da gözüm yok.? ifadesinde birinci tekil kipinin (ben) kullanıldığına tanık olunmaktadır. Buna mukabil, Meryem 19/64. ayetteki, ?Biz ancak rabbinin emri ile ineriz, önümüzde, arkamızda ve bu ikisi arasında ne varsa hepsi O´na aittir. Senin rabbin unutkan değildir.? ve Vâkıa 56/67-70. ayetteki ?İçtiğiniz suya bakar mısınız? Onu buluttan siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi?? ifadesinde de çoğul kipi kullanıldığı görülmektedir. Bu noktada hemen belirtilmelidir ki, başta W. Montgomery Watt (ö. 1997) ve diğer bazı düşünürler Kur´ân´da ?biz? zamiriyle işaret edilenin Cebrail ve melekler olduğunu ifade etmiştir. Benzer şekilde Kur´ân´ın bazı ayetlerinde kullanılan üçüncü tekil şahıs ?O? zamiriyle söz edildiği ifadelerin mütekellimi yeni Cebrail´e ait olduğu yönünde görüşler de mevcuttur. Bu görüşlere karşılık Vâhidî (ö. 468/1076) el-Vasît adlı tefsirinde Hicr 15/9. ?Kur´ân´ı biz indirdik ve O´nu koruyacak olan da biziz.? ayetiyle ilgili olarak şu izahatı yapmıştır: ?Burada ?biz? ifadesinin kullanılması Araplar´ın dilsel örfüne uygun olarak hitap edildiğinin bir göstergesidir. Zira o dönemde krallar herhangi bir iş yaptıkları zaman kral, şahsını ve tebaasını kast ederek ?biz yaptık? derdi. Derken kral, bir işi tek başına gerçekleştirse de bu üslûp, krallara hitapta gelenek haline geldi.? Kur´ân´ın anlatım özelliğiyle ilgili diğer bir mesele, Kur´ân´ın lafız-metin merkezli bir okumaya tâbi tutulmasıyla ayetler arasında çelişki varmış görünümü uyandırmasıdır. Sözgelimi, Rahmân 55/39.

ayette kıyamet günü ne insana ne de cinlere günahlarından dolayı hesaba çekilmeyeceği beyan edilirken, Saffât 37/24. ayette günahkârların hesaba çekilmeleri için durdurulacakları bildirilmiş, A´râf 7/6. ayette ise hem kendilerine peygamber gönderilenlere hem de peygambere hesap sorulacağı ifade edilmiştir. İlk planda bu üç ayet metin merkezli literal bir bakış açısıyla ele alındığı takdirde çelişki arz edeceği ortadadır. Ancak her üç ayetin farklı zamanlarda, farklı ortamlarda ve farklı muhataplara hitaben vahyedildiği düşünüldüğünde, üç ayetteki hükmün muhatapların vaziyetlerinin durumunu dikkate alarak hitap edildiği anlaşılmış olur. Nitekim Hz. Peygamber´in de kendisine sorulan sorular karşısında muhatabın icabına göre cevap vermesi bu kabilden zikredilebilir. Kur´ân´ın anlatım ve üslup özellikleri arasında yer verilecek olan diğer bir başlık da Kur´ân´daki tekrarlardır. Öyle ki bazı oryantalistler Reinhart Dozy (ö. 1820-1883) Thomas Carly (1795-1881) bunlardan bazılarıdır, Rahmân ve Mürselat sureleri başta olmak üzere diğer bazı surelerde bulunan fazlaca tekrarları eleştiri konusu haline getirmişlerdir. Oryantalistlerin getirdikleri eleştirilere katılmak mümkün değildir. Çünkü tekrar, özellikle büyük ölçüde şifâhî geleneğin hüküm sürdüğü bir kültür havzasında yetişen İslâm öncesi Arapların gerek günlük konuşmalarında gerekse nesir ve şiir gibi edebî ürünlerinde kullandıkları bir üslup tarzıdır. Allah da söz konusu bu üslup tarzına kayıtsız kalmayıp aynen benimsemiştir, denilebilir.

RAMAZAN SÖZLÜĞÜ ?KEFARET?

Dinin belirli yasaklarının ihlâli durumunda yapılması istenen malî veya bedenî ibadet. Sözlükte ?örtmek, gizlemek, inkâr etmek? mânasındaki küfr kökünden gelen kefâret (keffâret) günah ve hataları örtücü, telâfi edici kurban, sadaka, oruç gibi davranışları ifade etmektedir. Kefâret kelimesinin Arapça´ya ?günahları telâfi etme, ortadan kaldırma? anlamına gelen İbrânîce kappârâ ve onun kökü olan kipperden geçtiği ileri sürülmektedir.

YÜCE ALLAH BUYURUYOR Kİ:

?Rahmân´ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, "selâm!" der (geçer)ler.? Furkan,63

HZ.PEYGAMBER BUYURUYOR Kİ:

?İnsanlarla bir arada yaşayan ve onların eziyetlerine sabreden mümin, insanlarla bir arada yaşamayan ve onların eziyetlerine sabretmeyen müminden daha büyük ecre nail olur.?

CEVABI NE?

Bebek için fitre vermek gerekir mi?

Fıtır sadakasının dinen gerekmesinin (vücub) sebebi, ilgili hadislere dayanılarak ?sağ olma? (sağ olarak Ramazan bayramına kavuşmuş olma) şeklinde belirlenmiştir. Bu itibarla Ramazan bayramından önce doğan bebekler için fitre vermek gerekir.

NASIL DUA EDELİM?

"?´Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Kâfir topluma karşı bize yardım et.´?? Âl-i İmran,147



  • Pazartesi 15.3 ° / 9.8 ° bulutlu bulutlar
  • Salı 18.4 ° / 8.6 ° Dağınık bulutlar
  • Çarşamba 18.9 ° / 7.8 ° Bulutlar

Balıkesir

18.10.2021

  • İMSAK
  • GÜNEŞ
  • ÖĞLE
  • İKİNDİ
  • AKŞAM
  • YATSI
  • BIST 100

    1.412%0,16
  • DOLAR

    9,2853% 0,26
  • EURO

    10,7780% 0,29
  • GRAM ALTIN

    526,61% 0,04
  • Ç. ALTIN

    868,9065% 0,04