ERDEK MÜFTÜLÜĞÜ


MANTIKÇI POZİTİVİST GÖZÜYLE KUR´ÂN


Mantıkçı empirizim olarak da bilinen mantıkçı pozitivizm, bilginin kaynağının deney ve gözleme dayanması gerektiğinin savunan felsefî bir düşünce sistemidir. Başka bir deyişle, mantıkçı pozitivistlere göre, bir hükmün kabul edilebilmesi için onun deney, gözlem ve daha da önemlisi tecrübe ile doğrulanabilir olması gerekmektedir. Söz konusu bu ilkeyi din diline en radikal bir şekilde uygulayanların başında Alfred Jules Ayer (ö. 1989) gelmektedir. Mantıkçı pozitivistlerin dinî alandaki problemlerini çözerken kullandıkları en önemli prensip "doğrulama ilkesidir." Dolayısıyla mantıkçı pozitivistler, bir önermenin anlamlı ve doğru olup olmadığını bu yöntem ile belirlemektedirler. Bu ilkeye uymayan bütün metafizik, dinî, ahlâkî ve estetik önermeler anlamsız olarak değerlendirilmektedir. Buna karşılık, Marksizm ve Freudculuğa karşı, Karl Popper (ö. 1994) yanlışlama ilkesi ile bu teoriye karşı koymuştur. Mesela, Berkcan ve Mertcan Fethiye´de yaşamaktadır." önermesi Popper´a göre aynı zamanda yanlışlanabilir bir mahiyet de taşımaktadır. Zira Berkcan ve Mertcan´ın başka bir şehirde yaşama ihtimali de olabilir. Popper bu önermesiyle mantıkçı pozitivizmin, bilginin tek kaynağı olarak gördüğü deney ve gözlemin de bir şekilde yanlışlanabilme ihtimalinin olduğuna dikkat çekmiştir. Bu mesele bir tarafa, mantıkçı pozitivistler, özellikle gaybî alana ait inanç unsurlarını deney ve tecrübe yoluyla doğrulanabilir olmadığı için anlamsız olduğunu dile getirmişlerdir. Öbür taraftan, mantıkçı pozitivistler Kur´ân´ın bazı ifadelerini bizzat tecrübeyle yaşandığından dolayı yani doğrulanabilir olduğundan dolayı kabul etmektedir. Mesela, Enbiya 21/35. ayetteki "Her canlı ölümü tadacaktır" ifadesi Kur´ân´ın fizikî alanla ilgili dilinde yer almaktadır. Bu ayetin içerdiği "Bütün canlılar ölümlüdür" önermesi, doğrulama ilkesi açısından ele alındığında, mantıkçı pozitivistler açısından anlamsız gözükmemektedir. Çünkü tecrübeyle müşahede edilmektedir ki, hâli hazırda her canlı sonunda ölümle karşılaşarak ölümü tatmaktadır. Mantıkçı pozitivistlerin doğrulanabilir kabul ettiği diğer bir ayet Kasas 28/71-72. ayetteki "Allah geceyi sonsuza dek sürekli kılsa O´ndan başka gündüzü kim getirebilir. Gene Allah gündüzü sonsuza dek sürekli kılsa O´ndan başka geceyi kim getirebilir" ifadesi gelmektedir. Mantıkçı pozitivistlere göre bu ayet gerçek hayatta tecrübe edilebilen bir vakıa olduğu için anlamsız değildir. Bu bağlamda, Allah´ın gökten su indirmesi, Allah´ın gök gürültüsünü yaratması, Allah´ın bulutları sürüklemesi, Allah´ın insanları vakti zamanında annelerinin karnından bebek olarak çıkartması, insanları farklı renkte, farklı dillerde yaratması, Allah´ın güneşi, ayı, yıldızları yaratması gibi Allah´ın kâinata yönelik vurgularını doğrulanabilirlik ilkesince tecrübeyle sabit olduğu için anlamlı kabul etmektedirler. Ama mantıkçı pozitivistlerin ayetlere yaklaşımı hep bu şekilde optimist olmamıştır. Söz gelimi, Hûd 11/6. ayetteki "Yer yüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah´ın üzerine olmasın" ifadesini mantıkçı pozitivistler şöyle yorumlamıştır: ?Bu ayette her canlının rızkının yalnızca Allah üzerine olduğu ve Allah´ın her canlının rızkını üstlendiği belirtilmektedir. Ancak tarihin her döneminde, yer yüzünün bazı bölgelerinde kuraklık ya da başka sebeplerden dolayı açlıktan ölen insanlar ve diğer canlılar bulunmaktadır. Hâl böyle olunca, bu ayetin doğrulanabilir olması mümkün değildir.? Mantıkçı pozitivistlerin bahse konu olan ayete getirdikleri bu yorum izaha muhtaçtır. Her şeyden önce, şekilci-lafızcı bir zihniyeti yansıtan bu izahın, ayetin nüzul dönemindeki olgusal hakikatten bağımsız olarak yapıldığı söylenebilir. Öncelikle, erken dönem tefsir literatürüne müracaat edildiğinde, ayetteki ?yer yüzünden? kastın ?Mekke? olduğuna işaret edilmektedir. Bu çerçevede Allah, bu ayetle umuma bir gönderme yapmayıp o dönemdeki müşrik zihniyete nimetlerini hatırlatarak onlardan tevhidi bir iman talep edildiği anlamı ortaya çıkmaktadır.

RAMAZAN SÖZLÜĞÜ ?İ´TİKAF?

Sözlükte ?hapsetmek, alıkoymak; bir yere yerleşmek, oraya bağlanıp kalmak? anlamlarındaki akf kökünden türeyen i?tikâf, bu mânaları yanında kişinin kendisini sıradan davranışlardan uzak tutmasını, fıkıh terimi olarak da ibadet amacıyla ve belirli bir şekilde camide kalmasını ifade eder. İ?tikâfa giren kimseye mu?tekif veya âkif denir.

YÜCE ALLAH BUYURUYOR Kİ:

?Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.? Nahl,90

HZ.PEYGAMBER BUYURUYOR Kİ:

?Kendisini ilgilendirmeyen şeyleri (mâlâyâniyi) terk etmesi, kişinin Müslümanlığının güzelliğindendir.?

CEVABI NE?

Televizyon, radyo veya başka bir cihazdan mukabele dinlemekle hatim yapılmış olur mu?

Hatim, Kur´an´ın başından sonuna kadar Arapça olarak okunarak bitirilmesidir. Televizyon veya cd´den okunan bir mukabeleyi takip etmek veya dinlemek sevaptır. Ancak bu durumda kişi okunan mukabeleyi sadece dinlemekle yetinirse hatim sevabı alır. Hatim yapmış olmak için Kur´an´ın bizzat tilavet edilmesi/okunması gerekir.

NASIL DUA EDELİM?

"Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat. Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl. Beni Naîm cennetinin varislerinden eyle." Şuara,83-85



  • Pazartesi 15.3 ° / 9.8 ° bulutlu bulutlar
  • Salı 18.4 ° / 8.6 ° Dağınık bulutlar
  • Çarşamba 18.9 ° / 7.8 ° Bulutlar

Balıkesir

18.10.2021

  • İMSAK
  • GÜNEŞ
  • ÖĞLE
  • İKİNDİ
  • AKŞAM
  • YATSI
  • BIST 100

    1.414%0,33
  • DOLAR

    9,2684% 0,08
  • EURO

    10,7405% -0,06
  • GRAM ALTIN

    525,47% -0,18
  • Ç. ALTIN

    867,0255% -0,18