İSMAİL HAKKI ÖZSARI


Serçeye domuz kurşunu sıkılmaz


1950´ li yıllar. İkinci Dünya Savaşı yeni sona ermiş. ülkede yokluk, yoksulluk diz boyu. Bir taraftan Osmanlı´dan kalan borçlar ödenmeye diğer taraftan da kalkınmaya çalışılıyordu.
Doktor yok, mühendis yok, ebe yok, hemşire yok. Yok? yok?
Hastane yok. Her yıl yeni bir salgın hastalık. Doğan çocukların ancak yüzde ellisi hayatta kalabiliyor. Benim hatırladığım ilk salgın hastalık kızamıktı. Köyün berberlerinin üçte biri ölmüştü. Tam bir ?ölen ölür, kalan sağlar bizimdir? anlayışı hakimdi. Analar ?yavrum öldü ama öbür dünyada bana şefaatçi olacak? diye avunurken, babaların çoğu ?boş ver yahu yenisi bir kazan suyun başına patlar? diyerek olayı hafife alıyordu!
Sevgili okurlarım; Benim asıl anlatmak istediğim okulsuzluk, öğretmensizlikti. 1950´li yılının yaz ayları. Köyde kulaktan kulağa bir söylenti ?Bu sene öğretmen gelecekmiş?
Gelecek de okul yok ki. Neyse camimizin girişinin sağ tarafı namaz kılınan bölüm. Sol tarafın alt kısmında da iki oda. Birisi köy odası diğeri İmamın yatak odası.
Sol tarafın üst katında da Mahfel adını verdikleri büyükçe bir muhtar odası. Çözüm bulundu. Bu oda sınıf yapılacaktı. Herkeste merakla, korkuyla, heyecanla karışık bir ruh hali. Ben henüz 5,5 yaşında olduğum için olup bitenin pek farkına varamıyordum.
Nihayet beklenen gün geldi. Giyimi kuşamı düzgün, yakışıklı diyebileceğimiz şakacı karakterli sevecen bir adam çıktı geldi.
Bizler içinde bir kurşun kalem, bir silgi, 20 yapraklı çizgili bir defter olan çantalarımızı hazırladık. Hepimiz siyah önlüklerimizi giyip beyaz yakalarımızı takmış hazır vaziyette cami avlusunda öğretmenimizi bekledik. Sınıfımıza girdik. İlk gün oradan buradan konuştu öğretmenimiz.
Günler geçtikçe asıl konuya ucundan kıyısından giriyorduk. Bir ay kadar zaman geçmişti. Okumayı çözmüştüm. Hiç unutmam ilk okuduğum sözcük ?KABAK? sözcüğü idi.
O zamanlar alfabeler vardı. Bu kitapçıklarda top oynayan çocuk resimleri bulunurdu. Bir Cumartesi günü öğretmenimiz ?top oynayan iki çocuğun resmini göstererek, ödeviniz bunların resmini çizmektir. Pazartesi kontrol edeceğim, dedi.
İçim cız etti. Sanki içime kor düştü. Ben daha kalemi doğru düzgün tutamıyordum. Resmi nasıl çizerim!
Neyse aynı sınıfta benden 5 yaş büyük Ayşe Halamdan yardım istedim. O da ?be miniğim ondan kolay ne var. Dökersin yağı, görüntüsü deftere çıkar sen de çizersin. ?
Aynen dediğini yaptım. O da ne? Defter kitap sapsarı oldu. Resim falan görünmüyor. Başladım ağlamaya. Çareyi tekrar Ayşe Halamda aradım. O da sordu. ?Nasıl yağ? dedi. Ben de zeytinyağı dedim. Başladı gülmeye: ?Be miniğim gaz yağı dökecektin?
Ama bu arada ne defterden ne kitaptan hayır kaldı. O gece kabus görmekten uyuyamadım. Bir ara dalar gibi olduğumda ise sıkıntıdan altımı ıslatmışım.
Şimdi bu yazıyı neden yazdım anlatayım. Geçen yıllarda ilk görev yaptığım okula gittim. Gencecik öğretmenler hepsi çevreme toplandı olabildiğince ilgi gösteriyorlar.
İçlerinden birisi Fen Bilgisi öğretmeniymiş. Anlayacağınız branştaşım. Sorular soruyor, konuşuyor. Belli ki işini seviyor. Bir ara Hocam; ?Geçenlerde bir öğrenci fizikte işin tanımını yapamadı. Ben de ona ceza olarak beş yüz defa yazması için görev verdim.?
Durdum düşündüm ne diyeceğimi bilemedim. Sonunda ?BÜLBÜLÜ ETİ İÇİN ÖLDÜRMÜŞSÜN? dedim. Anladı mı bilmem artık.
İşte nurlar içinde yatsın benim öğretmenim de (kendisi eğitmendi. Pedagojik formasyon almamışlardır) Serçeye domuz kurşunu sıkmıştı. Ben ise hala ağır yemek yediğim geceler o resmi çizmeye çalışır ve bir türlü başaramam.
Nurlar içinde yat İsmail Alp Öğretmenim?



  • Pazartesi 15.3 ° / 9.8 ° bulutlu bulutlar
  • Salı 18.4 ° / 8.6 ° Dağınık bulutlar
  • Çarşamba 18.9 ° / 7.8 ° Bulutlar

Balıkesir

18.10.2021

  • İMSAK
  • GÜNEŞ
  • ÖĞLE
  • İKİNDİ
  • AKŞAM
  • YATSI
  • BIST 100

    1.410%0,00
  • DOLAR

    9,2725% 0,12
  • EURO

    10,7371% -0,09
  • GRAM ALTIN

    526,73% 0,06
  • Ç. ALTIN

    869,1045% 0,06