Türkân abla ve rüyâm
Sabahtı, uyandığımda. Mutfağa geçtim. Kahvaltı hazırlayacağım.
Tarih: 13.8.2015 00:38:20 / 563okunma / 0yorum
Aysel YILDIZDAĞ

Sabahtı, uyandığımda. Mutfağa geçtim. Kahvaltı hazırlayacağım. Önce sobayı temizlemeliyim, diyorum, yine domuzluğu üzerinde, tütüyor.
Boruları dışarı çıkarıyorum. Kurumlar her yeri kirletiyor. Önümde önlük, hem temizliyor, hem de rüyâmı düşünüyorum. Belli ki, hâlâ etkisindeyim.
Bugün pazartesi. Bir eski komşu. Ahbap-eski dost, arkadaş! Yani annemlerin sevdiklerinden, eskiden kalanlardan bir abla! Türkân!
Çoktan beri görmediğim, ara sıra pazarda karşılaşarak, durup konuştuğum, sessiz, hanım hanımcık bir kadın, Türkân.
Rüyâmda onu görüyorum. Bir dar odanın her yeri, dantel! Dantel, örtü motif-motif-örtü. Camlarda perdeler. Sedirlerde, duvarlarda hep dantel! Motif motif, çeşit çeşit…
Uzanıyorum. Camdan bakıyorum. Tertemiz her yer…
-Ay, Türkân! Ne zaman ördün bu kadar danteli, diyorum.
Boynunu büküp gülümsüyor.
Bu kez basamaklarla çıkılan bir başka yerdeyiz.
Türkân, köpükler içinde, çamaşır yıkıyor. Her taraf bembeyaz köpük!
-Kızım, sana geldik. Sen, çamaşır yıkıyorsun, diyorum.
Yine boynunu büküyor.
-Eee, ne yapayım?
Şimdi bir başka odadayız. Türkân, yere oturmuş, önünde yeşil bir yorgan dikiyor. Yapraklar bir o yana, bir bu yana gidiyor. Yerinden kalkmadan konuşuyor. Ellerim kirli, ellerim bulaşık. Elim de çabuk değil! Yapınca da güzel olsun istiyorum.
Uyanıyorum.
Soba boruları avuçlarımda, düşünüyorum. Belki, bugün pazarda karşılaşırız.
Eşim, uyanmış. Cam kenarında sokağı seyrediyor.
-Ellerim kirli. Kahvaltı için bekleyeceksin!
-Tamam, beklerim. Sen, işini bitir, acele etme!
Minarede selâ okunuyor. Taşıtlardan, kim olduğunu anlamıyorum. Soba telâşından.
-Kim ölmüş, diye soruyorum, mutfaktan.
-Kim mi?
-Öksüzoğlu Ahmet´in eniştesi!
-Ablası var ya! Hani, gazeteci. Matbaası var, Türkân.
-Aaa! Olamaz, olamaz, diye bağırıyorum.
Eşim, şaşırıyor.
-Neden olamaz?
-Olamaz ama! Bak, şimdi yine saçmalama diyeceksin. Ben, bu gece, Türkân ablayı rüyâmda gördüm. Sabahtan beri o rüyâyı düşünüyorum.
Bir çırpıda anlatıyorum. Şimdi suskun bakışıyoruz.
X X X
Salı akşamı okumasına gideceğim. Hazırlanıp çıkıyorum evden. Evi bize yakın. Ama kapıda tıkırtı yok. Komşuya soruyorum.
-Türkân, burada oturmuyor. Necdet´in evinde oturuyor. Koşarak, onun tarif ettiği eve gidiyorum. Ama bakalım burası mı? Dönüyor, ağabeyinin evine gidiyorum. Kapıları camlı. Aralıyorum, cam çerçeve açık. Sesleniyorum. Karşımda camekânlı bir mutfak. Tepsinin içinde portakallar. Camlarda örgü dantel perdeler.
Fatma gelin, terlikle kapıyı açmaya geliyor.
Türkân ablaya soruyorum.
-Aaa, evet! Necdet´in evinde oturuyor. Ben de şimdi hazırlanıp gideceğim.
Aklıma, “rüyâm” geliyor. Yine aynı eve dönüyorum. Merdivenlerde insan sesleri. Türkân abla beni görünce şaşırıyor, ağlıyor. Eve gelince oturup rüyâmı yazıyorum.

Anahtar Kelimeler: Türk, abla
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Veysali Dayı (15 Aralık 2016 - Perşembe)
Vitrindeki manken (29 Kasım 2016 - Salı)
Yitik sokak (10 Kasım 2016 - Perşembe)
Beklerken (27 Ekim 2016 - Perşembe)
Üç Mustafa (20 Ekim 2016 - Perşembe)
Alışverişte (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Ayşe´dir (10 Eylül 2016 - Cumartesi)
Ağustos (11 Ağustos 2016 - Perşembe)
Miting meydanları (10 Ağustos 2016 - Çarşamba)
Erdekliler adına teşekkürler (26 Temmuz 2016 - Salı)
Nakışçıya mektup geldi (26 Kasım 2015 - Perşembe)
Mevsim (13 Kasım 2015 - Cuma)
Ocaklar´da sabah (05 Kasım 2015 - Perşembe)
Yazmak üstüne (21 Ekim 2015 - Çarşamba)
Yazmak üstüne (21 Ekim 2015 - Çarşamba)
Pazar yerinde (15 Eylül 2015 - Salı)
UMURUNDA MI DÜNYA? (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
ÇOCUĞUN GÖZÜYLE (29 Temmuz 2015 - Çarşamba)
Sayfa:
Yeni Erdek Gazetesi
FACEBOOK´TA BİZ

RESMİ İLAN

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ