Tarih: 02.04.2015 14:20

Dünya Otizm Farkındalık Günü`nü kutluyoruz

Facebook Twitter Linked-in

Balıkesir Halk Sağlığı Müdürü Dr. Hakkı Özçoban, Otizm Farkındalık Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, Otizm’i yaşamın ilk üç yılı içinde ortaya çıkan ve yaşam boyu devam eden, sosyal etkileşim, sözel ve sözel olmayan iletişim problemleri, tekrarlayıcı davranış ve kısıtlı ilgi alanları ile kendini gösteren, karmaşık gelişimsel bir bozukluk olarak niteledi.
Dr. Özçoban açıklamasını şöyle sürdürdü: “Göz temasında yaşanan sorunlar, karşılıklı dikkatin gelişmemesi, göz göze gelindiğinde anlamlı bir iletişim kurulmaması, bebeğin gereksinimlerini ifade etmek için değişik ağlamalar kullanmaması, nesnelerle ilgilenmemesi, kucağa alınınca susmaması, kucağa alınmaya direnmesi şeklinde erken belirtiler saptanabilir. Bununla birlikte otizmin kesin tanısı için kullanılan nesnel objektif bir yöntem, biyolojik bir tetkik olanağı yoktur. Gözleme dayanarak ve aileden alınan bilgilere göre tanı konur. Eğer çocuğunuz: Başkalarıyla göz teması kurmuyorsa, İsmini söylediğinizde bakmıyorsa, Söyleneni işitmiyor gibi davranıyorsa, Parmağıyla istediği şeyi göstermiyorsa, Oyuncaklarla oynamayı bilmiyorsa, Akranlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermiyorsa, Bazı sözleri tekrar tekrar ve ilişkisiz ortamlarda söylüyorsa, Konuşmada akranlarının gerisinde kalmışsa, Sallanmak, çırpınmak gibi hareketleri varsa, Aşırı hareketli, hep kendi bildiğince davranıyorsa, Gözleri bir şeye takılıp kalıyorsa, Bazı eşyaları döndürmek, sıraya dizmek gibi sıra dışı hareketler yapıyorsa, Günlük yaşamındaki düzen değişikliklerine aşırı tepki veriyorsa otizm açısından değerlendirme yapmak gerekir. Bu çocukların erken dönemde tanı alması ve uygun eğitime başlanması, durumun gidişatı ve ilerleyen dönemlerde karşılaşılabilecek problemlerin en aza indirgenmesi açısından çok önemlidir. Uygun bir eğitim planı ve bazı durumlarda ilaç tedavisi ile otizmin bazı belirtileri ortadan kalkabilir, uyum yetenekleri ve becerileri geliştirilip kendi kapasitesi içinde mümkün olan en üst düzeye getirilebilir. Bu eğitimlere ailenin de katılımı şarttır, ayrıca yoğun ve sürekli bir eğitim gerekir. Teşhis sonrasında pek çok anne-baba kendilerini suçlu hissedebilir. Çocuklarına nasıl davranacaklarını bilemezler. Eşlerin bu süreçte birbirlerini suçlamaları, suçu diğerinde ya da onun ailesinde aramaları, kendilerinde ya da eşlerinde bir günahın olduğunu düşünmeleri ve bu sebepten onu yargılamaları baş etmeyi çok zorlaştırır. Eğer otizmli bir çocuğunuz varsa yakınlarınıza çocuğunuzun otizmli olduğunu söylemekten çekinmeyiniz, onu toplumdan ayrı tutmayınız. Çocuğunuzun normal bir yaşama alışması ve öğrenmesi için buna ihtiyacı vardır. Otizmli bir çocuğunuz var diye yaşamdan kopmayınız. Arkadaşlarınızla buluşmaya, sevdiğiniz sosyal faaliyetleri yapmaya, kendinizin değerli olduğunuzu hissetmeniz için çalışmaya ya da bir hobiyle uğraşmaya mutlaka vakit ayırınız. Psikolojik destek almaktan çekinmeyiniz. Eğer çocuğunuzda bahsedilen belirtiler varsa çocuğunuzun değerlendirilmesi için İlimizde bulunan Rehberlik ve Araştırma Merkezi’ne (RAM) başvurabilirsiniz. Bizler de vatandaş olarak, otizmli bireyleri dışlamadan, farklılıklarını kabul edip, bizimle aynı imkanlardan yararlanmalarına fırsat vermeliyiz.”
Haber Merkezi




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —