Eğitim-İş Sendikası, Erdek’te ÇEDES Projesi kapsamında okullarda din görevlilerince seminerler düzenlenecek olmasına sert tepki gösterdi. Yapılan açıklamada uygulamanın pedagojik, hukuki ve anayasal ilkelere aykırı olduğu vurgulandı.
Erdek Kaymakamlığı oluru ile Erdek İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından ilçedeki tüm okullarda, ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) projesi kapsamında seminerler düzenleneceğinin duyurulması tepkilere neden oldu. Okullara gönderilen resmi yazıda, altı aylık bir takvim doğrultusunda seminerlerin Erdek Müftülüğü personeli; din hizmetleri uzmanları, vaizler ve ilçe müftüsü tarafından yürütüleceğinin belirtilmesi üzerine Eğitim-İş Sendikası kamuoyuna açıklama yaptı.
Eğitim-İş tarafından yapılan açıklamada;
"Erdek Kaymakamlığı oluru ile Erdek İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından, ilçemizdeki tüm okullarda ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) projesi kapsamında seminerler düzenleneceği duyurulmuştur. Okullara gönderilen resmi yazıda, altı aylık bir takvimle, bu seminerlerin Erdek Müftülüğü personeli; din hizmetleri uzmanları, vaizler ve ilçe müftüsü tarafından yürütüleceği açıkça belirtilmiştir.
En baştan ve açıkça ifade ediyoruz:
Okulda dersleri öğretmen verir.
Değerleri en iyi öğretmenler öğretir.
ÇEDES bahanesiyle okulu dinci yapıların uzantılarına açmak, zaten eğitim içeriğinde yer alan ve öğretmenlerin derste öğrettiği sorumluluk, temizlik, saygı, dürüstlük, adalet, çalışkanlık, sevgi, vatanseverlik ve yardımseverlik gibi değerleri öğretme bahanesiyle okullara girmek eğitimden başka amaçlara hizmet etmektedir. Üstelik bu eğitimler, pedagojik formasyon, bilimsel eğitim ilkeleri ve çocukların gelişim özelliklerini gözeterek verilmeliyken, öğretmen yerine din görevlilerinin bu işlerde görev alması kabul edilemez.
Eğer bu değerlerin “seminer” formatında ayrıca verilmesi gerektiği düşünülüyorsa, Erdek ilçesinde görev yapan öğretmenler bu seminerleri verecek bilgi, birikim ve yeterliliğe sahiptir. Buna rağmen “değerler eğitimi” denildiğinde akla öğretmenler yerine Diyanet personelinin gelmesi siyasi bir amaca işaret etmektedir.
Buradan soruyoruz; Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenleri değerler eğitimi konusunda yetersiz mi görmektedir? Değer diye anlatmak istediğiniz şeyler nedir? Öğretmenlerin yerine din görevlilerinin anlatabileceğini düşündüğünüz değerler hangi siyasi amacınıza hizmet edecektir?
Çedes’i kurgulayanaların ve uygulayanların okullar üzerindeki emellerini çok iyi biliyoruz. Cumhuriyete çağdaş yurttaş yetiştirmek için var olan okulları tarikatlara mürit, iktidara seçmen yetiştiren yapılara dönüştürme amacınızın farkındayız.
Çedes pedagojik ilkelere aykırı olduğu gibi hukuka da açıkça aykırıdır.
Anayasa’nın 128. maddesi, kamu hizmetlerinin o alandaki uzman kamu görevlileri eliyle yürütülmesi gerektiğini açıkça düzenlemektedir. Eğitim hizmeti, eğitimcilerin işidir. Bu hizmet, öğretmenlerden alınarak müftülük personeline devredilemez.
Ayrıca öğrencilerin ders saatlerinde sınıflarından çıkarılarak bu seminerlere katılmaya zorlanmaları, Anayasa ile güvence altına alınmış eğitim haklarının gaspıdır.
“Gönüllülük” iddiası ise uygulamada geçersizdir.
ÇEDES protokolünde gönüllülük esasından söz edilse de, sahadaki uygulamalar bunun bir kamu dayatmasına dönüştüğünü göstermektedir. Birçok okulda velilerden izin alınmadan öğrencilerin seminerlere dahil edildiği tespit edilmiştir. Bu durum, hem hukuka hem de çocuk haklarına aykırıdır.
Tek amacı Diyanet eliyle tarikatlara mürit devşirme olan ÇEDES, devlet eliyle çocuklarımızı tarikat ve cemaatlere peşkeş çekme projesidir.
Erdek ilçesinde geçmişten bugüne Diyanet ve çeşitli dini yapıların yarışmaları, etkinlikleri, afişleri ve projeleriyle okulların sürekli kuşatılması; bu seminerlerle birlikte değerlendirildiğinde, sistematik ve ideolojik bir yönelimi açıkça ortaya koymaktadır.
9 Aralık 2025’ten itibaren başlatılan ve 5 Mayıs 2026’ya kadar planlanan ÇEDES uygulamaları seminer adı altında başlatılmış olsa da okullardaki yandaş yöneticilerin, tarikat temsilcisi kişilerin yönlendirmesi ve zorlaması ile yaygın bir uygulamaya dönüşeceği açıktır.
Üstelik bu çalışmada değer eğitimi bahanesiyle okullara giren kişilerin kimi tarikat ve cemaatlerin tanıtımını yaptığı, çocuklarımızı güvenli olmayan yurt, medrese gibi yerlere davet ettikleri, ortaçağ kalıntısı bir eğitim modeline özendirdikleri de bilinmektedir.
Oysa Çedes ve benzeri gerekçelerle dinci yapıların kontrolündeki yerlere yönlendirilen çocuklarımızın başına gelen acı olaylar hafızamızda henüz çok tazedir. Aladağ ‘da tarikat yurdunda diri diri yanan kız çocularımızın acısı, Karaman ‘da cemaat evinde tecavüze uğrayan çocuklarımızın acısı, yakın zamanda Bursa’da tarikat yurdunda tazice uğrayan çocuklarımızın acısı henüz taze iken Erdek’te çocuklarımızı bu yapılara yönlendirmek için insani değerleri sömüren ÇEDES’e karşı hepimiz uyanık olmalıyız.
Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz; okulların manevi danışmana değil, öğretmene ihtiyacı vardır.
Eğitim, yalnızca öğretmenlerin yapabileceği bir uzmanlık işidir.
Öğretmenleri sürekli sınavlara tabi tutanların, eğitim alanında hiçbir pedagojik yeterliliği olmayan kişileri okullara sokma çabasını kabul etmiyoruz. Bu protokoller, eğitimi bilimsel normlardan uzaklaştırmakta ve kamusal eğitimi gericileştirmektedir.
Okul yöneticilerine çağrımızdır;
Eğitim faaliyetlerinin yasal çerçevede yürütülmesi sizin sorumluluğunuzdadır. Bilime, hukuka ve laikliğe aykırı bu uygulamaları reddedin.
Eğitim emekçilerine çağrımızdır;
Kimsenin dersinizi bölmeye, öğrencinizi sınıftan çıkarmaya hakkı yoktur. Öğrencilerinize ve mesleki onurunuza sahip çıkın.
Velilere çağrımızdır;
Çocuklarınızın eğitim adı altında kendilerini güvende hissetmeyecekleri hiçbir uygulamayı kabul etmek zorunda değilsiniz. ÇEDES kapsamındaki bu seminerlere itiraz edin.
Bu girişim;
Laikliğe yönelik sistematik bir saldırıdır,
Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasıdır,
Çocukların eğitim hakkına açık bir müdahaledir.
ÇEDES adı altında yürütülen bu uygulamalar, çocukların eğitimi değil; kamusal eğitimin sistematik biçimde dinselleştirilmesidir.
Kamusal eğitim; eşit, tarafsız ve laik olmak zorundadır.
Bu nedenle ÇEDES protokolleri derhal iptal edilmelidir.
Bu duruş yalnızca sendikal değil, çocuklarımıza karşı tarihsel bir sorumluluktur.
Bundan tam iki buçuk asır önce dini yapıların elinden alınarak okula verilen eğitim görevi şimdi Çedes bahanesi ile okuldan geri alınmaktadır. Erdek’in 250 yıl geriye götürülmesine izin vermeyeceğiz. Cumhuriyetin çağdaş bireyi yetiştirme hedefine saldıran ÇEDES’e geçit vermeyeceğiz" ifadelerine yer verildi.
Basın açıklamasını Eğitim-İş Genel, Özlük Hukuk ve TİS Sekreteri Yeliz Toy okudu. Açıklamaya Eğitim-İş Balıkesir Şube Başkanı Yakup Tekin Efe, ADD Erdek, Erdek ve Bandırma CHP İlçe Yönetimleri ve Kadın Kolları, Erdek Alevi Kültür Derneği ile Eğitim Sen İlçe Temsilciliği de destek verdi.
Haber: Tuncay Ertan