Tarih: 17.11.2016 14:41

Her 68 çocuktan birinde Otizm görülüyor

Facebook Twitter Linked-in

Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Tunay Karlıdere, Otizmli Bireyleri Destekleme Vakfı (OBİDEV) yönetimi, tarafından düzenlenen etkinlikte katılımcıları ?Otizm ve Otizm Spektrum Bozukluğu Nedir?? konularında bilgilendirdi. Karlıdere, sunum eşliğinde yaptığı konuşmada, Otizm´in sözlük anlamının ?İçe dönüklük? olarak tanımladı.
Otizm´in, önceleri ?Otistik Bozukluk? tanısı yerine kullanıldığını, önceleri yaygın gelişimsel bozukluklar olarak sınıflandırılan Otistik Bozuklukluğun (Otizm), daha sonra asperger sendromu, rett sendromu, çocukluğun dezintegratif bozukluğu ve başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluk tanılarının 2013 yılında birleştirildiğini, Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından 2013 yılında yeniden yayınlanan DSM V (Diagnosticand Statistical Manual of MentalDisordersFifth Edition=Ruhsal Hastalıkların Tanısal Sınıflandırılması El Kitabı Beşinci Basımı) kitabında bu klinik görünümlerin Nörogelişimsel bozukluklar başlığı içinde ?Otizm Spektrum Bozuklukları? olarak tek bir tanı halinde yer aldığını anlatan Tunay Karlıdere, Otizm Spektrum Bozukluğunun Sosyal iletişim ve sosyal etkileşimde eksiklik ve kısıtlı ve tekrarlayıcı davranış, ilgi ve aktivite deseni/örüntüsü olmak üzere iki çekirdek alanda farklı şiddette eksiklikle karakterizeler olduğunu belirtti.
Karlıdere, konuşmasında, ?Otizm Spektrum Bozukluğunun Nedenleri ve Sıklığı Nedir?? sorusunu da şöyle yanıtladı: ?Otizm Spektrum Bozukluğunun sebepleri araştırılırken genetik nedenler üzerinde durulsa da gösterilebilmiş tek, özel bir nedeni yoktur. Birçok etkenin rol alabileceği nörolojik temelli gelişimsel bir bozukluktur. Doğuştan itibaren vardır, sonradan olmaz. Tek tanı çatısı altında toplanmasıyla beraber her 100-150 çocuktan birisinde (%0,6-1), hatta bazı yayınlarda her 68 çocuktan birisinde görüldüğü bildirilmektedir. Erkek çocuklarda kızlara göre 4-5 kat daha sık görülüyor. Ailenin sosyal konumu, ekonomik düzeyi, çocuk yetiştirme tarzı, yaşandığı coğrafya-iklim, ait olduğu ırk-din-etnik grup gibi değişik özellikler görülme sıklığını etkilememektedir. Elimizdeki verilere göre 2003-2013 yılları arasında Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğünde 26.366, Milli Eğitim Bakanlığında 64.186 olmak üzere toplam 90.552 Otizmli bireyimiz kayıt altındadır. Ancak, ülkemizde yapılan alan çalışmasına göre toplam nüfus içerisinde 0-18 yaş grubunda otizmli sayısı 352.000 ve toplam otizmli birey sayısı 1.142.000 olarak öngörülmektedir. Bu durumdan etkilenen aile ferdi sayısı da 4.568.000 olarak beklenilmektedir.?
?Çocuğumuzda Otizm Spektrum Bozukluğu Olup Olmadığını Nasıl Fark Edebiliriz??
Karlıdere, sunum eşliğinde yaptığı konuşmada bu soruyu da şöyle yanıtladı: ?Anne babalar çocuklardaki ilk otistik belirtileri fark edebilecek temel kişilerdir. Çünkü anne babalar çocuklarını diğerlerinden çok daha iyi tanırlar ve bazen sağlık profesyonellerinin kısa süreli muayene sırasında gözden kaçırdıkları belirtileri yakalayabilirler. Bunu yapabilmek için anne babaların normal çocuk gelişimin nasıl olduğu öğrenmeleri ve çocukların gelişimini gözlemlemeleri, akranlarından farklı olan gelişimsel özellikleri fark edebilmeleri gereklidir.
Eğer çocuğunuz; yaşamın ilk iki yılı içerisinde gülümsemiyorsa, bir şeyi işaret ederek göstermiyorsa, el sallama gibi hareketler yok ise, adını söylediğimizde tepki vermiyorsa, 16 ncı ayda tek sözcüklerle konuşmuyorsa,24 ncü ayda iki sözcüklü cümleler kurmuyorsa, diğerleri ile göz kontağı kurmuyorsa, oyuncaklarla oynamayı bilmiyormuş gibi görünüyorsa, bir nesne ya da oyuncağa bağlanmış gibi görünüyorsa, bazen işitmiyormuş gibi davranıyorsa, yardım istemiyorsa, diğerleri ile oynamıyor ve ilgilendiği şeyleri göstermiyorsa (ilgilerini paylaşmıyorsa), gelişimde dil ve sosyal becerilerinde gerileme yaşıyorsa, kucağa alındığı zaman bundan hoşlanmıyorsa, anne babanın hareketlerini ve yüz ifadelerini taklit etmiyorsa, bu davranışlar otizmin erken belirtileri olabilir.?
?Çocuğumuzda otizmin belirtileri olduğunu fark ettiysek ne yapalım??
Karlıdere, bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı: ?Çocuğun öncelikle Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları (Çocuk Psikiyatrisi) Uzmanı, eğer bu uzman yoksa Yetişkin Ruh Sağlığı ve Hastalıkları (Yetişkin Psikiyatrisi) Uzmanı tarafından muayene edilmesi gerekir. Muayene için çocuk, anne ve baba (ya da bakım veren ebeveyn) birlikte müracaat etmelidir. Sadece çocuk veya sadece çocuk ve annesi ya da babası (bakım vereni) değil hepsinin birlikte müracaatı uygun olur. Çünkü bu sorunun tüm detaylarıyla anlaşılması, tek bir ebeveynin, örneğin sadece annesinin veya sadece babasının sorunu veya sorumluluğu olmadığının, ailenin tamamının sorumluluğu olduğunun fark edilmesi çok önemlidir.?
?Çocuğumuzun otizmli olduğu sonucuna varıldığında tedavisi nasıl olmalıdır??
Karlıdere, bu konuda şunları söyledi: ?Tedavide amacımız, yaşıtlarıyla anlamlı ilişkiler geliştirebilmesi, okul uyumunu artırabilmesi ve erişkin dönem için bağımsız yaşam becerilerini kazanabilmesidir. Bunu yapabilmek için de uygun davranışları ve becerileri desteklemek, yetersiz olanları geliştirmek, uygun olmayanları azaltmak yönünde tedbirler uygulanır. Bu doğrultuda her bireyin kendi gereksinimleri saptanıp o yönde eğitim, destek ve tedavi programlarına alınır.
Otizmli bireylerde davranış alanındaki sorunlar, uyku sorunları, eşlik eden sorunlar gibi farklı gereksinimlere göre farklı ilaçlar kullanılabilmektedir.
Ancak, sorunun doğrudan çözümüne yönelik bir ilaç tedavisi henüz yoktur. Otizmli bireyler için günümüzde tek tedavi erken tanı, yoğun ve sürekli eğitimdir. Tedaviye erken, özellikle de 5 yaşından önce başlanılması çok önemlidir. Eğitim birebir ile başlar, küçük grup eğitimi ve ardından büyük grup eğitimi ile devam eder. Ancak eğitim, çocuğun bireysel özelliklerine ve gereksinimlerine uygun olmalıdır. Her çocuk için ayrı planlanır. Standart bir eğitim programını her otizmli bireye aynı şekilde uygulamak doğru değildir. Bununla birlikte, özel eğitimde belirli bir aşamaya geldiğimizde akran kaynaştırmasını yapmalıyız. Görüldüğü gibi bu kadar yoğun eğitim maliyet yani zaman, emek-beceri, sabır ve para demektir. Bu nedenle halen 18 yaş altındaki otizmli 352.000 çocuk ve gencimizin maalesef sadece yaklaşık 30.000´i okullaşabilmiş ve eğitim alabilmektedir. Öyle ise şimdi destek zamanı; maliyet nedenlerinden hangisine sahipsek onunla. Zamanı ve sabrı olan zaman ayırıp sabırla çabalayarak, emek ve becerisi olan emek vererek, parası olan eğitim masraflarına katılarak destek verebilir. Bu desteği nasıl verebilirim dediğinizde Otizmli Bireyleri Destekleme Vakfı bu amaçla yakınınızdadır.?
Haber : Cengiz Güner




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —