Tarih: 25.07.2016 17:35

KYZiKOS´un sırları gün ışığına yavaş yavaş çıkıyor

Facebook Twitter Linked-in

Her yıl olduğu gibi Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları, Müzeler Genel Müdürlüğü, Erdek Kaymakamlığı ve Erdek Belediyesi´nin katkılarıyla başlayan kazı çalışmaları 19 Temmuz 2016 günü başladı.
Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü´nden Doçent Dr. Nurettin Koçhan´ın başkanlığında devam eden kazılarda, kazı başkan yardımcılığını aynı üniversiteden Doçent Dr. Korkmaz Meral yapıyor.
Bakanlık temsilciliğini Rize Müze Müdürlüğü´nden arkeolog Elif Şener´in yaptığı kazılarda, eski çağ tarihçisi Prof. Dr. Mustafa Hamdi Sayar, 2 araştırma görevlisi, 2 doktora öğrencisi, 1 yüksek lisans öğrencisi, 2 arkeolog, 15 lisans öğrencisi ve 7 işçi görev yapıyor.
Ekip, 19 Temmuz 2016 tarihinden itibaren Kyzikos antik kentinin an önemli yapısı olan Hadrian Tapınağı´nı gün yüzüne çıkarmak için çalışmalarını hummalı bir şekilde yürütüyor.
Tapınağın Sırları
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yeni bir kazı sezonuna başladıklarını belirten Kyzikos antik kent kazı başkanı Doç. Dr. Nurettin Koçhan, her yıl olduğu gibi bu yıl da özellikle Avrupalı seyyahlar tarafından dünyanın 8. Harikası kabul edilen Hadrianus tapınağında tarihe ışık tutacak eserlerin gün ışığına çıkartarak ünlü tapınağın sırlarını ortaya çıkaracaklarını umduğunu söyledi. 

Buradaki tapınağın Roma İmparatoru Hadrian adına yapılan çok önemli tapınaklardan biri olduğunu belirten ve bu yılki kazıların 11. yıl çalışması olduğunu ifade eden Doç. Dr. Nurettin Koçhan çalışmalarla ilgili şöyle konuştu: ?Tapınağın 116 metre olan en uzun kenarı 2010 yılında ortaya çıkarılmıştı. İlk etapta çevresini açmaya çalışıyoruz. Üzerinde pek fazla bir şey kalmadı. Zaten tüm yapısal kalıntıları da çevresinde açığa çıkarıyoruz. Şu anda tapınağın batı arka kısmında kazı çalışmaları devam ediyor. Böylece tapınağın yan kuzey kısmını açmış olacağız. Amacımız bir bakıma da çevresini ortaya çıkartarak tapınağın gerçek ölçülerini ve üst yapısına ait kalıntılar tespit edebilmek ve tapınağın nasıl bir yapıya sahip olduğunu üstü kazılmadan bile ortaya koyabilmek. Bunu bugüne kadar buluntular sayesinde kısmen öğrendik. Tapınak zaman içinde büyük tahribata uğramış. Mermer eserler kireç kuyularında bile yakılmış. Ondan sonra tapınağın etrafında küp şeklinde kuru tahıl depolarını (Pithos) yerleştirmişler. Pithoslar terkedildikten sonra mezarlık olarak kullanılmaya başlanmış. Hristiyan Orta Çağa ait bazı mezarlar çıkarıldı. Daha sonra Orta Çağa ait bazı yapılar eklenmiş. Bunların hangi amaçla kullanıldığını ortaya koymaya çalışıyoruz. Bugüne kadar 3 odayı ortaya çıkarmamıza rağmen zeminde veya içinde kullanım amacına ait hiçbir şey bulamadık. Bunların devamının Kuzey yönünde çıkabileceğini umuyoruz. Biz daha ziyade yapıları ortaya çıkarmaya çalışıyoruz.?
Koçhan, tapınağın önemini ise şöyle özetledi:
?Buradaki Hadrianus Tapınağı Anadolu´da bulunan en büyük tapınaklardan biridir. Didim Apollon tapınağının genişliğine ve uzunluğuna sahip. 116 metre 23 santim büyüklüğe sahip. Genişliğinin de 60-70 metre arasında olduğunu tahmin ediyoruz. Sütün başları olan Korik düzeninde bir tapınak bu. Sütün başını yüksekliği yaklaşık 2.5 metre, sütün başının oturduğu alt çapı yaklaşık 2 metre. Bu yükseklikte bir tapınak Anadolu´da, Yunanistan´da ya da Roma´da yok. Bir tek Lübnan Baalbek´te buna yakın sütun başlığı var.?
Koçhan, depremlerin etkisini anlattı
Bu bölgede sık sık meydana gelen büyük depremler Tapınakta büyük tahribatlara neden olduğunun altını çizen Doç.Dr.Koçhan konuşmasını şöyle sürdürdü: ?M. S. 117 deki depremde yıkılan tapınağa Hadrian buraya gelince yapılması için yardımda bulunuyor. İnşaat devam ederken M.S 155´de tekrar deprem oluyor, bu depremlerden de yapının hasar gördüğünü antik kaynaklardan öğreniyoruz. Bu tapınak onarıldıktan sonra M.S. 167´de yeniden hizmete açılıyor. Buraya gelen ünlü filozof Aristo tapınağın gemicilere yol gösterecek kadar çok büyük olduğunu, dağların yerini tuttuğunu söylüyor. Fakat daha sonraki dönemde Bandırma ?Erdek arasındaki körfezde bugün bataklık olan kısmı zamanla kapanınca burası önemini kaybetmiş. Çünkü burası Anadolu´daki 3 limana sahip kentlerden biri. Bu limanlar kapanınca önemini kaybediyor ve İstanbul ön plana çıkıyor. 7. ve 10. Yüzyılda meydana gelen depremlerde biraz daha sarsılıyor. Buradaki önemli eserler Bizans zamanında Konstantinopolis inşa edilirken oraya götürülüyor. Türkler İstanbul´u fethettikten sonra yine buradan bazı malzemeler oraya taşınıyor ve bu nedenle de tapınak çok fazla tahrip ediliyor. 1955´e kadar da burası kireç ocağı olarak kullanılmış. Biz bir bakıma tahribattan bize kalanları ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Çıkan parçalar da çoğunlukla çok küçük boyutta oldukları içinde birleştirmekte zorlanıyoruz?
Neler çıkarıldı?
11 yıldan beri devam eden kazılarda, mermer aslan başlı su olukları, tapınağa ait 105x85 ebadında tam boyutta mermer çatı kiremidi, 2.25 çapında sütün tamburları, Pithos denilen topraktan küp şeklinde erzak deposu, Kyzikos paraları, Kral başı, içinde 10 kişinin hediyeleriyle birlikte gömülü lahit mezar ile mezarla ilgili bilgi veren yazılı taş, frizler ortaya çıkarılmış ve görkemli Hadrianus tapınağının gerçek boyutunun 116 metre olduğu belirlenmişti. Son kazılarda da 1.90 metre çapı,2.5 metre yüksekliği ve 20 tona yakın ağırlığıyla Roma dönemine ait çıkarılan en büyük sütün başı ile tarihi eserlerin kireç elde etmek için yakıldığı 2 kireç kuyusunu ortaya çıkarıldı.
Kyzikos antik kentten çıkarılan önemli eserler İstanbul Arkeoloji Müzesi´nde olduğu gibi Bandırma Arkeoloji Müzesi´nde de teşhir ediliyor.

Haber: Erdem Özcan




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —