Osmanlıca dil kursu için ödül töreni düzenlendi

Osmanlıca dil kursu için ödül töreni düzenlendi

Erdek Halk Eğitim Merkezi tarafından düzenlenen Osmanlıca dil kursunu başarıyla bitiren 17 kursiyere belgeleri törenle verildi.

Erdek Halk Eğitim Merkezi tarafından düzenlenen Osmanlı`ca dil kursunu başarıyla bitiren 17 kursiyere belgeleri törenle verildi.
Törene Erdek Milli Eğitim Müdürü Ömer Ceylan, Erdek Müftüsü İsmail Yalçın, Halk Eğitim Müdürü Şaban Abacı, kursiyerler ve vatandaşlar katıldı.
Erdek 18 Eylül İlköğretim okulunda düzenlenen ödül töreninde konuşan Osmanlıca Öğretmeni Hayrat Vakfı İlçe Koor dinatörü Mehmet Aydın, Osmanlı Türkçesi 1. kurs etabının başarıyla bittiğini söyledi.
Aydın, törende Osman lıca dili hakkında verdiği bilgide, "Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ve Hayrat Vakfı işbirliği ile Milli kültürümüzün en önemli kaynaklarını teşkil eden kütüphaneler, arşivler ile diğer şahıs ve kurumlarda mevcut olan Osmanlıca yazma ve basma eserleri okuyup anlayacak bu eserlerdeki bilgi ve belgelerden azami derecede istifade edecek ve bunları kültür hayatına kazandıracak elemanların yetiştirilmesini sağlayacak, Osmanlı Türkçesi kurs larını, Osmanlı Türkçesini öğretecek yeterliliğe sahip elemanların yetiştirilmesiyle birlikte kutsal kitabımız Kur`an-ı Kerim`in okunmasını sağlayan Kur`an ve tecvitli okuma kursları düzenlenmektedir" şeklinde konuştu.
Geçtiğimiz Mayıs ayında imzalanan bu protokole göre yaz döneminde Türkiye genelinde Osmanlıca kurslarımızdan 35.000 kişinin mezun olduğunu, şu an ise mevcut kurslarımızda okuyan kursiyer sayısının 25.000`e ulaştığını kaydeden Aydın, "Milli kültürümüzün temelini teşkil eden eserlerimizin hemen hemen tamamı Osmanlıcadır. Halbuki yeni neslimiz kim bilir hangi dedesinden kalmış bir kitap veya eski bir tapu senedinin, bir paranın, bir çeşme kitabesi, tarihi bir çarşı girişi, ya da belki her gün altından geçtiği üniversite giriş kapısında yazılı olan Osmanlıca metnin gerek muhteva gerekse estetik zevkini yudumlamaktan mahrumdur" dedi.
Osmanlıca Öğretmeni Aydın, devam eden konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bizden sonraki nesillere milli kültürümüz adına bir köprü olabilme mesuliyetimiz bir yana sadece sanat noktasında dahi uzak kaldığımız bu mirasın bir çoğu üslup sahibi ve kendi başına ekol olan güzide hattatlarımızın göz nurlarıyla bir dantela gibi işledikleri o kıymet biçilmeyen canım eserlerinden niceleri artık yabancı müze ve koleksiyoncuların en mutena köşelerini süslemektedirler. Oysaki kendi memleketimizde ecdadımızın her zaman şeref duyduğumuz bin yıllık şanlı bir tarih koridorundan bizlere armağan ettikleri sayısız güzide eserler bugün fikri ve estetik boyutta çoğumuza maalesef bir turiste olduğu kadar uzak, anlamsız ve yabancıdır. Değil mahiyetlerinden, varlıklarından dahi habersiz olduğumuz milyonlarca taş baskısı ya da bir çoğu sahasında otorite olmuş ve hala bu vasfını koruyan el yazması nadide eserler üzücüdür ki bu gidişle çürümeye mahkum gözüktükleri kütüphanelerin tozlu raflarından himmet ehli kişilerce gün ışıgına çıkarılacakları günü beklemektedirler. Buna rağmen ne gariptir ki tamamen bize ait olan ve günümüzde artık Osmanlıca olarak tabir edilen Tarihi Türkiye Türkçesi`ni biz yazı dili olmaktan öte ayrı bir lisan zannedenlerimizin sayısı maalesef hiç de az değildir. Ve yedi asır cihana hükmetmiş bir milletin çocukları artık önüne konulan çevirilerin dışında atalarının bugüne kadar ki kültür birikiminden istifade edememektedirler. Bu çevirilerin birçoğunun eksik ya da hatalı olduğu ise ayrı bir vakadır. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri`nde yüzlerce kişilik kadroyla yıllardan beri üstelik sadece belgelerin tasnifine yönelik daha çok yıllara muhtaç çalışmaların da gösterdiği gibi her biri başlı başına birer değer olan bu güzide eserlerin, tarihi metin ve evrakların teker teker şimdiki yazıya çevrilmesine ne yeterli sayıda teknik elemanımız vardır nede zaman buna müsaittir. Şu halde günümüz gençliğinin hissesine dedelerinin bir kaç bin sene önce ki kültür mirasını rahatlıkla okuyup anlayabilen diğer milletlere imrenmek mi düşüyor. Neden biz de kendi çocuğumuza araştırdığı herhangi bir mevzuda ecdadının birikimine birinci elden uzanabilme imkanını tanımayalım. Çok boyutlu bir altyapıya sahip ve tarihine yabancı kalmamış, büyüklerine sevgisini ve saygısını kaybetmemiş bir nesil geleceğe daha ümitle bakmamızın bir teminatı değimlidir? Üzüntüyle belirtelim ki batılı araştırmacıların hem konuşma dili cihetiyle Türkçeyi hem de bir yazı dili olan Osmanlı Türkçesini öğrenerek yaptıkları derli toplu araştırmalardan bugün Osmanlının torunlarından ancak İngilizce bilenler istifade edebilirken bilimsel çevirileri yapılan bu yabancı kaynaklar da ne gariptir ki bir sokak ötedeki kendi milli kütüphanelerimizi referans göstermektedir. Gönlünde milli harstan kültürden bir nebze olsun hissesi bulunanların içinde bulunduğumuz bu vaziyete üzülmemesi mümkün değildir. Osmanlıcayı öğrenmek öz yurdunda kendi kültürüne yabancı kalmış bir neslin vicdan muhasebesinde ecdadına ve tarihine karşı vadesi çoktan dolmuş bir fikir borcudur. Peki başta münevver insanlarımızı ve hepimizi kendi klasiklerimize ulaştıracak ve artık bize bir şekilde yabancı olanların eliyle değil kendi çocuklarımızın gayretli araştırmalarıyla kendi kimliğimizi yorumlamamıza vesile olacak Osmanlıcayı öğrenmek zor mudur? Her şeyden önce Osmanlıca öğrenmek bir gönül meselesidir. Kati surette söylenebilir ki özellikle Kuranı Kerim-i okuyabilen herkes çok rahatlıkla Osmanlıcayı da öğrenebilecektir. Gayret bizden tevfik ise her zaman Cenabı Hak`tandır."       Taygun Ertan