Tarih: 20.08.2018 19:57

Taşdemir de sessizliğini bozdu

Facebook Twitter Linked-in

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Bandırma İlçe Başkanı Yurttaş Bakkal´ın, Genel Merkez tarafından ihraç edildiklerini öne sürdüğü Enver Çangal´dan sonra Aksakal´ın eski Belediye Başkanı Üstün Taşdemir de sessizliğini bozarak, ?Evet, ben mensubu olmaktan gurur duyduğum MHP´ye değil, genel başkanımız Devlet Bahçeli´ye muhalifim. Bu benim partimden ihraç edilmemi gerektirir mi? Bunu kamuoyunun takdirine bırakıyorum? dedi.
2009-2014 yılları arasında Bandırma´ya bağlı Aksakal Beldesi´nin belediye başkanlığı görevini yürüten Taşdemir, şunları söyledi:
?Ülkücülük gönül işidir. 11 yaşındaydım, bir ülkücü ağabeyim gömleğimin göğsüne büyük Atatürk´ü Kocatepe´ye çıkarken gösteren rozeti taktığı andan beri kendimi ?Ülkücü Hareket´in içinde buldum. Çok sevdiğim eşimi tanımadan Ülkücü Hareket´i tanıdım. MHP, bir fikir ve hizmet hareketidir. Bundan dolayı ?Ülkücü Dünya Görüşü´ de ülkemize, dünyaya ve tüm insanlığa hizmet etmek anlayışı demektir. Bu hizmet de ancak siyasetle ve iktidar olmakla mümkündür. Ancak partimiz neredeyse 17 yıldan beri iktidardan uzak bırakıldı. Oysa partimizin kurucusu rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş döneminde 3 milletvekili ile hükümette yer alarak hizmet etme imkanı bulmuştuk. Siyasi partilerin hedefi iktidara gelmek olmalıdır. Ancak insan olarak çok sevdiğim sayın Bahçeli´nin ısrarla iktidar olmaktan kaçmasını anlayamıyorum. 3 yıl 2 ay önce, 7 Haziran 2015´te yapılan genel seçimlerde partimize halkımız büyük bir teveccüh gösterdi ve % 16.5 oy vererek iktidar ortağı olma şansı verdi. Hatırlarsanız o günlerde MHP hükümet ortağı olabilir diye büyük bir beklenti doğmuştu. Biz de taban olarak tabii ki hükümette yer almayı istedik. Fakat sayın genel başkan, koyduğu olmayacak şartlar ile iktidar ortağı olmak istemedi. İşte o günlerden beri partim MHP´ye değil, sayın Bahçeli´ye muhalifim. Hal böyle olunca eğer sayın Bahçeli´ye muhalif olan ülkücüleri partiden ihraç ediyorlarsa beni ihraç etmekte haklılar. Ama bunu da açık açık söylesinler. Yok parti disiplinine uymamakmış, yok doktrine uymamakmış gibi olmayan şeylerle konumumuzu açıklamaya uğraşmasınlar.
Evet, biz ülkücüler sayın Bahçeli´nin iktidardan uzak durma anlayışını Ülkücü Dünya Görüşü´ne sahip kişilikler olarak kabul edemiyoruz.
Bahçeli, normalde hukuken de, gönlümüzden de genel başkanlıktan düştü.
MHP´nin 2016 yılında 1100 delegeden, noter onayı ile tespit edilmiş 764 ünün katılımı ile gerçekleştirdiği kurultayın mahkeme tarafından yok kabul edilmesinin yanlış olduğunu öne süren Üstün Taşdemir, şöyle konuştu:
?Bir yargıcın, ?Adalet mutlaka iyidir ama bazen de vicdan iyidir´ sözünü çok önemsiyorum. Sayın Bahçeli hukuken belki zorlama ile genel başkandır ama vicdanen 764 delegemizin Ankara´da toplandığı tarihten itibaren genel başkan da değildir artık. Çünkü töreyi bozan kendisi olmuştur. Sayın mahkemenin bu kararına rağmen bence sayın Bahçeli, kurultayımızın toplandığı o gün görevinden düşmüştür. Tarihe baktığımızda görürüz ki Türkler, kurultaylarda töreden ayrılan hanlarını hanlıktan indirmişlerdir. Bu gayet olağandır. Sayın Bahçeli, sürekli töre tanımazlık yaparak töreden ayrı düşmüştür. Sayın Bahçeli´nin devletimize verdiği desteği takdirle karşılıyorum. Fakat sürekli öngörüsüz davranarak yanlış yapmasını da koltuğunu korumak istemesine bağlıyorum.
Ayrıca Sayın Bahçeli, bizlerle birlikte başkanlık ve tek adamlık sistemine karşıydı. biz hâlA bu sisteme karşıyız. Ne oldu, ne değişti de sayın Bahçeli, başkanlık ve tek adamlık sistemini destekledi? Biz, üniter devlet yapısı ve zaman zaman zor işlenmesine rağmen parlamenter sistemin doğru olduğunu düşünüyoruz ve bundan yanayız.
EN BÜYÜK MİRASIM ÜLKÜCÜLÜĞÜMDÜR, MHP´LİLİĞİMDİR
Taşdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:
?Üyesi olmaktan gurur duyduğum partimden ihraç edildiğime dair ilçe başkanı Yurttaş Bakkal´ın ağzından medyaya yansıyan ancak bana ulaşmayan fakat kendisinin teyit ettiğini duyduğum açıklamalarını okudum. Bu süreçte hiçbir şekilde savunmam da alınmadı ve bilgi verilmedi.
Sözde parti disiplini ve doktrine uymayan kişilerin ihracına karar verilmiş. Acaba bu kararı alan kişiler parti disiplininden kula-kulluğu mu algılıyorlar? Eğer parti disiplini dedikleri kula-kulluk demekse biz Allah´tan başkasına kul olmayız.
?Doktrine uymuyor´ sözüne gelince. Bu açıklamayı yapanların Ülkücü Dünya Görüşü´nün tam layıkıyla yansıtıldığı ?9 Işık Doktrini´nden haberleri var mı acaba? Varsa eğer, aldıkları karar 9 ışığımızdaki Şahsiyetçilik Doktrini´ne ne kadar uyuyor? Yoksa ?şahsiyetçilik´ doktrinimiz, kula-kulluk olarak isim değiştirdi de bizim mi haberimiz yok? Bunu saygıdeğer kamuoyumuzun anlayışına bırakıyorum.
Ben, her ülkücü gibi ülkücü olmaktan gurur duyan bir kişiyim. Çocuklarıma bırakacağım en büyük mirasım ülkücülüğümdür. Şu anda partimin genel merkez yönetimine baktığımda şunları söyleyebilirim. Maalesef ortada sağlıklı bir genel merkez yönetimi yok. Sadece sayın Bahçeli ve avanesi var. Üzülerek söylemeliyim ki, genel merkezimize selefi bir anlayış hâkim oldu. Düşünen ve akıl sahibi kişiler Genel Merkez´den ve partiden uzaklaştırıldı. Bu anlayışla gidilirse maalesef partimizin sonunu iyi görmüyorum.
2009 yılında yapılan yerel seçimde Aksakal´da Belediye Başkanı seçildiğini belirten Taşdemir, şunları söyledi:
?Biz ülkücü hareketin içinden geliyoruz. Aksakal´da genel seçimlerde %17-18 oranında oyu olan partim MHP´den halkımızın teveccühü ile %45 oy oranıyla başkan seçilerek yerel seçimi kazandık ve bölgemizdeki gelmiş geçmiş tek MHP´li Belediye Başkanı olarak mensuplarımıza haklı bir gururu yaşattık. Bu bizim siyasetteki başarımızı göstermeye yeter zannediyorum.?
Atatürkçü düşüncenin her zaman ülkemizin önünü açtığına ve açacağına dikkat çeken Taşdemir, şu değerlendirmede bulundu:
?Ülkemizin ve partimizin Atatürkçü düşünceden asla ve asla uzaklaşmaması gerekir. Bugünlerde Türkolog Jean-Poul Roux´un ?Türklerin Tarihi ? Pasifik´ten Akdeniz´e 2000 Yıl´ isimli kitabını okuyorum. Kitabın bir bölümünde, ?Türklerin İslamiyet´in neferleri olarak oynadığı rol daha önce teslim edilmişti ancak İslam dünyasında sahip oldukları kültürel rol henüz tam anlamıyla keşfedilmemiştir. Ancak yarattıkları etki tartışılmaz bir kesinliğe sahiptir. Getirdikleri taze kana, yaratıcı atılımlara rağmen elde ettikleri ve verdikleri özgürlükler ve kişilikleri yine de İslâm´ın yönünü değiştirmeye yetmeyecektir. En sonunda, yani üstün yetenekleri ve dehaları zayıfladığında Arapçılığın önünde boyun eğenler onlar olacaktır.? şeklinde bahsediyor, büyük Türkolog.
Bu değerlendirmeden yola çıkarak, inanmak istemiyorum ama acaba sayın Bahçeli de 21 yıldır ülkücülere boyun eğdirmeye mi çalışmaktadır? Eğer böyle ise sayın Bahçeli, ülkücülere çok yazık etmiş olursunuz. Huzur-u Mahşer´de bu vebâlin altından kalkamaz; şehitlerimizin yüzüne bakamazsınız.
Lütfen sayın Bahçeli, ülkücülerin akıllarını ve yeteneklerini tüketmeyin. Çünkü ülkücüler, bu milletin ve insanlığın son kalesidir. Kısacası başta siyasiler olmak üzere düşüncelerin açıklanmasından korkanlar kaybetmeye mahkûmdur. Büyük Atatürk´ün deyişiyle ?Cumhuriyet, sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister´ Bunu sakın unutmayın.?
Haber : Önder Balıkçı




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —