BAŞBAKAN aylardır ertelenen "Demokratik paketi"ni, dün açıkladı
Dağ bir şeyler doğurdu da ben mi, ya da yüzde 50 mi bir şeyler anlayamadık?
Ömer Hayam şöyle demiş
"Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz,
Kuklacı `Felek Usta`, kuklalar da biz
Oyuna çıkıyoruz birer ikişer,
Bitti mi oyun sandıktayız hepimiz."
* * *
SAYIN Başbakanımızın açıkladığı `Demokratik açılım paketini` her kes kendisine göre anladı, kimse kusura bakmasın ben anlayamadım, suç değil ya?
Oysa ben, tohumunu attığım, tarlası anaları olan evlatlarıma, onların da evlatlarına bırakacakları gelecekten endişe duymaya başladım.
Gerçekten bizler birer kukla mıyız?
`ANT` kaldırılıyor, `Kamuda türban serbest`, `Kürtçe eğitim` geliyor...
Bu ülkede Cumhurbaşkanı, Başbakan, Milletvekili, üst bürokrat olan yüzlerce `Kürt` kökenli isimleri bir çırpıda saymamız mümkün iken Türkçülük - Kürtçülük gibi kavramları hortlatmanın aleminin ne olduğunu da anlamış değilim!
`Türküm` demeye korktuğumuz, `Doğruyum, çalışkanım` sözündeki gibi doğru ve çalışarak bir şeylerin sahibi olunmayacağını gördüğümüz, "Küçüklerimi sevmek" cümlesinde belirtilen küçüklerimizi nasıl koruduğumuz, 13 yayındaki kızlarımızı zorla evlendirdiğimiz, 9 yaşındaki kız-erkek çocuklarımıza tecavüz edildiğini gördüğümüz ülkemde, "Büyüklerimi sevmek" cümlesini özlediğimi itiraf etmek istiyorum
Yakında; "Türküm, doğruyum, çalışkanım, elhamdülillah Müslüman`ım, orucumu tutar, namazımı kılarım, çünkü ben Osmanlı torunuyum, Atatürk`ü tanımam benim atam Fatih Sultan Mehmet han" dedirtmelerinden de korkmuyorum.
* * *
"Yardım toplamadaki kısıtlamaları kaldırıyoruz. Yardım toplama konusunda sınırlama altına alınmıştı. Kurban derisi fitre ve zekat konusunda THK`ya yetki verilmişti. Aslında Anayasa aykırı bir durum oluşturulmuştu. Şimdi yasal olarak da bu yanlış uygulamaya son veriyoruz. Vatandaşımız yardımını istediği yere verebilecek" diyor Sayın Başbakanımız
Sanki bu açılım yapılmadan önce kendisinin de açıkça isimlerini zikretmediği kurumlar bunları yapmıyorlar mıydı?
"Deniz Feneri"ne ne oldu diye sormaz mıyım?
* * *
"Kılık kıyafet yönetmeliğini değiştirerek kamu kurumlarında başörtülü yasağını kaldırıyoruz. Ayrımcılık içeriyordu. Kadın çalışanların giyimleri üzerindeki ayrımcı ihlalleri kaldırıyoruz. Resmi elbise giymek zorunda olan TSK mensupları, Yargıda Hakim ve Savcıları bunun dışında tutuyoruz"
Kara çarşafla öğretmenlik yapan, çocuğunu aynı şekilde okula götürüp-getiren velilerimizi görmedik mi?
* * *
Pakette işçi, emekçi, adalet, aleviler, kadın ve eşcinseller unutuldu
Başbakan Sayın Erdoğan`ın açıkladığı `Demokratikleşme Paketi`nde İşçi, sendikal haklar, Terörle Mücadele Yasası, Alevi, kadın ve eşcinsel hakları için hiçbir adım atılmıyor
Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu`ndan bahsetmeyen paket bu haliyle demokratik bir paket olmaktan çok uzak bana göre
İşçilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi, sendika hakkı için hiçbir maddenin yer almadığı pakette kadınlar da yok sayıldı
Pakette, `Nefret suçları`na vurgu din üzerinden yapılıyor, LGBT bireyleri için bir çalışma öngörülmüyor
Başbakan`ın Alevi toplumuyla ilgili olarak dile getirdiği tek reform, Nevşehir Üniversitesi`nin isminin `Hacıbektaş-ı Veli` olarak değiştirilmesi kararı oldu.
Klavya özgürlüğünden de hoşnut olmadığımı söylemeliyim
Ortaokul dönemlerimde öğrendiğim `F` klavyalı daktilo ve halen kullandığım aynı klavyali bilgisayarımı kullanmak istiyorum
(Q) yu kim kullanırsa kullansın, benim tercihim `Türkçe` klavya
Saygıyla, sağlıkla, sevgiyle kalın
