Değerli Okuyucular, geçen hafta namazın ehemmiyetiyle alakalı bahsetmiştik. Önemine binaen bu haftada namazdan anlatmak istiyorum. Zira Yüze kitabımız Kur`an-ı Kerim`de Cenab-ı Hak namazdan çokça bahsederek, namaz kılınmasını bizlere emrediyor. Eğer alemlerin Rabbi Olan Allah muhtelif ayetlerde namazdan bu kadar bahsediyorsa, bizim de bu ayetleri dikkate alıp ehemmiyetini anlamamız gerekiyor.
Kadir-i Zülcelal kainatta, canlı cansız bir çok şeyi yaratmıştır. Bütün bu yaratılan varlıkları saymaya ne ömrümüz ne de gücümüz yeter. Ayet-i Kerime`de ifade edildiği üzere insan kainatta Ahsen-i Takvim suretinde yani en güzel şekilde yaratılmış. Maddi ve manevi özellikleriyle son derece mükemmeldir. Özellikleri itibarıyla maddi ve manevi yönden bütün varlıklardan üstündür. Halife-i zemin olan insan diğer bütün yaratılmışlara komutan hükmündedir. İlahi Hitaba muhatap olan tek varlıktır. Allah Teala`nın ayetleri insanlara hitap etmektedir. Ağaçtan, yapraktan, taştan topraktan, denizden, güneşten, buluttan yağmurdan namaz kılınması istenmemiştir. Ama insana namaz başta olmak üzere birçok ibadetin yerine getirilmesi emredilmiştir. Peki ayetlerde neden bu kadar namazdan bahsediliyor. Resul-i Ekrem (s.a.v.)`in gözümün nuru dediği namaz, acaba bizim için ne ifade ediyor?
Ben namazın ne kadar önemli bir ibadet olduğunu, namaz kılmamanın da ne kadar zararlı bir iş olduğundan bahsetmeye çalışacağım.
İnsan kainatta en mükemmel varlıktır demiştik. Çünkü insan hiçbir varlığın sahip olmadığı özelliklere haizdir. Bunu bir örnekle izah edeyim.
Yirmi tane asker düşünelim, başlarında komutan olarak bir çavuş olsun. Bu çavuş askerlerin eğitiminden, taliminden, yemesinden, içmesinden, giyiminden, kuşamından mesul olduğunu düşünelim. Büyük bir üst rütbeli mesela; bir binbaşı o yirmi tane askeri teftişe gelse, askerlerin durumunu kimden sorar? Tabiî ki binbaşı askerlerin başında duran çavuştan sorar. Çavuşta esas duruşta, gayet büyük bir ciddiyetle, askerlerin durumunu kendisinden çok üst rütbede olan yüzbaşıya arz eder. Yani, binbaşı erleri muhatap almaz. Askerlerin amiri, komutanı olan çavuşu muhatap alır.
İşte başta ifade ettiğimiz gibi insan da kâinatta bir komutan hükmündedir. Allah`ü Teala misaldeki gibi, bir taşı, ağacı, suyu, havayı muhatap almaz. Çünkü ayetlerini insanlara indirmiştir. Kur`an`ın emir ve yasaklarından insan mesuldür. Dolayısıyla insanı kendisine muhatap yapmıştır. Kâinatta hiçbir şey yoktur ki, Allah`ı zikretmiyor olmasın. Bir inek süt vererek, arı bal yaparak, tavuk yumurta yaparak, ağaçlar meyve vererek, bunun gibi mevcudattaki her şey yapmış oldukları icraatlarla Allah`ı zikrediyorlar. Vazifelerini icra ederek Rablerine hamd ediyorlar.
Canlı cansız bütün bu varlıkların hamdlerini, zikirlerini, bir komutan hükmünde olan insan namaz vasıtasıyla Allah`a sunar. Namaz kılmayan kişi hem üzerine farz olan bir ibadeti yerine getirmemiş olur hem de tüm varlıkların zikirlerini hiçe atmış olur. O halde Rabbimiz`in bize verdiği kıymeti küçümsemeyelim. Yoksa insan asıl vazifesini terk ederse esfele safiline, aşağıların aşağısına düşebilir. Komutan olmak nerede, aşağı bir vaziyete düşmek nerede? Gerisini siz kıyas eyleyin.
