Bandırma ve yöresinde yaşayan yazarların kitapları elime geçince hemen okumaya öncelik veriyorum.
Son olarak Bandırma’da görev yapan öğretmen Esra Akalın Barbaros’un, “Hepimizden Bir Parça” isimli kitabını zevkle okudum.
Bandırma’nın değerli eğitimcileri ve müdürlerinden olan, Mehmet Akalın’ın kızı Esra Akalın Barbaros, kitabının kapağında, “Siz hissettiniz, ben yazdım” diyor.
“Anı-deneme” türündeki kitap, temiz bir Türkçeyle yazılmış ve yazım kurallarında hiçbir hataya düşülmemiş. Anlaşılıyor ki, çok iyi şekilde redakte edilmiş.
Kitap, şiirsel diliyle akıp gidiyor ve çok rahat okunuyor. Kitabın sonunda ise çok duygulu şiirlere yer verilmiş.
Esra Akalın Barbaros, kitabında babası ile ilgili çok anlamlı anılara da yer vermiş.
Mehmet Akalın’ı, müdürlük yaptığı yıllardan tanıyorum. Gazeteci olarak zaman zaman kendisiyle röportajlar ve söyleşiler yapmıştım. Beni her zaman güler yüzle karşılamıştı. Beyefendi bir kişiliğe sahipti. Birbirimizi severdik. Yasa ve yönetmeliklere harfiyen bağlı olması dolayısıyla “Kanun Mehmet” denilirdi. Işıklar içinde uyusun.
Kitabı okuduğunuzda, öncelikle karşınıza “yaşam sevinci” geliyor. Esra Akalın, geçmişte yaşanan acı ve üzüntülere takılıp kalmamak ve geleceğe umutla bakmak, an’ı yaşamak gerektiğinin altını çizerken, şöyle diyor:
“Bir sürü şey var hep ileriye attığımız ama kaderi hesaba katmadığımız…Ömrün bitiş noktasının yaşı yok ki…Kalbimiz attığı, nefes aldığımız sürece elbet planlarımız olacak ileriye. Demek istediğim, ötelenmeyecek şeyler için boşuna yarınlara bel bağlamamak. Yapabiliyorsak hemen şimdiyi, şu an’ı değerlendirmek gerek.”
Kitapta, Esra Hanım’ın maviye, yani denize tutkusu da vurgulanıyor. Deniz tutkusunu da şu satırlarda dile getiriyor:
“Önümde, arkamda, sağımda, solumdasın. Seni gördüğüm an huzur doluyum. Mavisin sen…Uçsuz bucaksız bir mavi. Kimileri senden almış adını; hem kız hem erkek almış, paylaşamamışlar seni. Adına şiirler yazıldı, şarkılar söylendi; yazılıyor ve yazılacak da.
Senin sayende nice insanlar karnını doyuruyor. Bazı ev halkına geçim sebebi oluyorsun, bazı evlere yalnızca manzara. Nice canlıya ev sahipliği yapıyorsun, nice sevgilinin özel anına fotoğraf arka fonusun. Ne mutlu bana ki, güzel
ülkemin dörtte üçü seninle çevrili. Senin güzelliğin, senden uzakta yaşayanlar için özlem dolu duygular içeriyor.
Yaşadığım şehirdesin. Kokun başka alıyor beni benden, rüzgârın başka keyif veriyor bana. Güneş bir başka doğuyor seninle, bir başka batıyor adeta. Ay ışığını anlatmak ne mümkün…İnsanı alıp uzaklara, geçmişe ya da geleceğe götürüyor. Sendeki bu özellikler herkesi biraz şair, biraz yazar yapıyor. Aşklar daha yoğun seninle, ayrılıklar çok daha hüzünlü.
Çok mu anlam yükledik sana sevgili mavi bilmiyorum ama inan, hepimizde ayrı bir yerin var. Derinliklerinde ne hazineler gizli kim bilir…Bilinmezliğin, düşündükçe ürpertse de bizi, çoğu kez heyecanla ve merakla izleriz sende olup biteni.
Ah mavi, ah ruhuma iyi gelenim, ah sevgili deniz…”
Esra Akalın Barbaros, deniz kirliliğinin önlenmesi için çalışmalar yapılması gerektiğinin de altını çiziyor.
Esra Hanım’ın, kitabında çok çeşitli konularda duygu ve düşüncelerini şiirsel bir akıcılıkla dile getiren kalemini sevdim. Yazmaya devam Esra Hanım.
Yazıma, Esra Akalın Barbaros’un, kitabın sonuna aldığı şiirlerinden ikisiyle son veriyorum.
GECEYE ŞİİR
Açtın mı pencereyi sanki birini bekler gibi?
Bakındın mı etrafına dikkatlice şöyle bir?
Soğuk hava vurdu mu yüzüne aydı mı seni?
Tamam, öyleyse pencereyi kapa, içeri gir
Kim bilir hangi evde ne sahneler yaşandı bitti,
Herkes derin bir uykuya daldı sır dolu dünyasında
Ne sebepler için kimler gününü kendine zehir etti
Kimler gezindi durdu bir olmazın etrafında?
Oysa boşunaydı onca hüzün, zaman hızlı geçiyor,
İzle bak, ay pencerene nasıl bir ışık saçıyor
Aldığın derin nefes çok iyi gelecek ruhuna
İnan, günün güzellikleri doğmak için seni bekliyor
Yeni gün, yeni umutlar diye söylememişler boşa
Mutluluk içinde gizli arama başka yerde boşa
Haydi, kapat gözünü dinlendir sen de bedenini
Bakalım hangi sürpriz bekliyor doğan günde seni…
ANLAYAMADIN
Kanadı kırık yaralı bir kuş gibiydim,
Zar zor tırmanılan yokuş gibiydim,
Adeta zil zurna sarhoş gibiydim,
Gördün hâlimi beni anlayamadın
Anlatmaya mecalim yoktu inan,
Biçare idim kalmamıştı derman,
Gözlerimden süzülen yaşlardan,
Hislerin ölmüş ki anlayamadın
Ne yapsan boş, ömür yarıyı geçti
Kaderim bu yolu kendi seçti,
Kalbim kadeh dolu zehir içti,
Eriyip gittim ama sen anlayamadın
