Bugün “27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü”…
Tiyatroyu, sinemadan daha çok severim. Çünkü oyunları izlerken canlı sıcaklığını hissederim.
Tiyatroya sevgim, Erdek’te, yaz aylarında geçirdiğim çocukluk günlerimde başladı.
Aralarında daha sonra çok önemli bir tiyatro-sinema oyuncusu olan Genco Erkal’ın da yer aldığı, o dönemde hepsi birer üniversite öğrencisi durumunda bulunan “Genç Oyuncular”, 1957-1962 yılları arasında, yalnız Erdek’te değil, Türkiye’de ses getiren, ülkemizin ilk tiyatro ve kültür şenliklerini gerçekleştirmişlerdi. Erdek’te sergiledikleri oyunları hiç unutamam.
Bandırma Şehit Mehmet Günenç Lisesi’nde okuduğum dönemde, 1972-1973 eğitim-öğretim yılında, Hidayet Sayın’ın yazdığı “Uzak Dünyalar” isimli eserini sahneye koymak için çalışmalarımız sürüyordu. İlk dönemin sonunda, oyun, sahnelenmeye hazır duruma gelmek üzereyken, okulumuza gelen yeni müdür, bugün halen nedenini bilmediğimiz şekilde, oyunu sahneye koymamızı engelledi, “4 kız, 4 erkek, nasıl da birbirinizi bulmuşsunuz!” diyerek…
Tiyatro sevgimi, Bandırma Kültür ve Eğitim Vakfı’nda, Türk Dili ve Edebiyatı derslerine girdiğim dönemde sürdürdüm. Okulda yaklaşık 12 yıl, “Tiyatro Kolu”nu yönettim. Bu arada, “Kenterler Tiyatrosu”nda sahneye çıkmış olan Pınar Saner’in de büyük desteğini gördüm. Oyunları yalnız Bandırma’da sahneye koymakla yetinmeyerek, yöredeki birçok kente, hatta köylere bile turne yaptık. Unutulmaz anılarımız oldu. Oyunda rol alan öğrencilerimle yıllar sonra karşılaştığımızda, “Hocam, ne güzel günlerdi. İyi ki tiyatro yapmışız” derler.
Tiyatroya sahip çıkmak, umuda, geleceğe, insana ve insanlığa sahip çıkmaktır. Dünyayı, sevginin kurtaracağını bilmektir.
Uygarlık, kültürün mayalandığı noktada yeşerir, sevginin gücü, sanatın kollarında büyür. Tiyatro, bu gücün, insanlar arasında yayılmasında öncü, taşıyıcı bir kolondur. Sahne ışıklarının yandığı sokaklar, köyler, kasabalar, kentler, meydanlar ve ülkelerde cehaletin, bağnazlığın hükmü silinir.
Tiyatro, özgürlüktür. Özgürlüğün, özgür düşüncenin, düşünce özgürlüğünün, adaletin, vicdanın gücünü yansıtır. Bilimi, aklı, deneyimleri önemli bulan, güçlü kılan, sezgileri gelişmiş, çağdaş, laik insan varlığı bu noktadan gelişir. Zenginleşen toplumların gücü, bu kaynaktan beslenir. Dünyaya umut, bu
kaynağın korunup kollanması ile sağlanır. Tiyatro, sahne ışıkları altında kendini beğenme yeri değil, tam tersine, var olan sözü, sanatı söyleme alanıdır. Sahne, güzelin bilgisi altında, düşüncenin güzellikle güçlendirildiği bir büyük insanlık mabedidir.
Sahne ışıkları hiç sönmesin. Yaşasın tiyatro!
“27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü” kutlu olsun!