Bandırma Anadolu Lisesi, Bandırma’nın tarihinde bir ilki gerçekleştirerek, Bandırmalıları “Şiir Cumhuriyeti”nde buluşturdu.
Tunç Başaran Kültür Merkezi’nde açılıp, 15 Şubat 2026 Pazar günü akşamı sona erecek olan etkinlikte, 3’ü öğretmenlere, 19’u öğrencilere ait 23 şiir yer alıyor.
Etkinliğin küratörlüğünü, okulun Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni, şair-yazar Birsen Tatar Kılıç yaptı. Kılıç, etkinliğin açış konuşmasında, şiirin ve sanata dokunmanın önemini vurgulayarak, şiir yazan nesil yetiştirmenin gurur verici olduğunun altını çizerek, “Şiir yazanlar vicdanlıdır. Şiir, iyileştirir. Şiir yazan kişiler, şiddete meyilli değildir ve kalpleri yumuşaktır. Şiir olmazsa, dünya eksiktir” dedi.
Kılıçtan sonra konuşan öğrenci Güven Baygül de, şiirin, bağırmadan kendini anlatabildiğine, okunduğunda değil, hissedildiği anda anlam kazandığına dikkat çekti.
Açılıştan sonra okulun Müzik Öğretmeni Verda Dönmez de verdiği mini dinletiyle kulaklarımızın pasını sildi. Seslendirdiği “Veda Busesi” ve “Aldırma Gönül”e izleyenler de eşlik etti.
“ÖLÜ OZANLAR DERNEĞİ” VE “POSTACI” FİLMLERİ
“Şiir Cumhuriyeti” etkinliği bana “Ölü Ozanlar Derneği” ve “Postacı” filmlerini anımsattı.
“Ölü Ozanlar Derneği”nde, geleneksel bir eğitim-öğretim veren “Weltman” Okulu’nun İngilizce Öğretmeni John Keating, öğrencilerine şiir öğreterek ilham vermeyi ve onlara şiirle düşünmelerini benimsetmeyi çok etkili biçimde dile getiriyordu.
“Postacı” filmi ise Şilili, dünya çapında bir şair olan Pablo Neruda’nın, küçük bir adaya sürgün gönderilmesinden sonra kendisine mektuplarını getiren genç postacı Mario ile kurduğu içten arkadaşlık anlatılıyor. Müthiş bir şiirsel anlatım…
“Postacı”da geçen şu cümle de müthişti:
“Şiir, yazanın değil, ona ihtiyacı olanındır.”
Son yıllarda, okullarımızda kompozisyon yazdırma geleneğinin, “yaratıcı yazarlık”a dönüştürülmesi son derece yararlı.
Şiir ise edebiyatın en zor dallarından biri ama Birsen Tatar Kılıç’ın dediği gibi, şiirsiz bir dünya, eksiktir.
Kim ne derse desin, sözcükler, dünyayı değiştirebilir.
“Şiir Cumhuriyeti” çalışmasına büyük emek veren, okulun Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni, şair-yazar Birsen Tatar Kılıç başta olmak üzere öğrencilerini kutluyorum. Yeni kültürel ve sanatsal etkinliklerini de merakla bekliyorum.
Gelelim, “Şiir Cumhuriyeti”nde sergilenmeye değer bulunan, hepsi ayrı bir güzellik taşıyan seçme şiirlere…
Önce, Birsen Tatar Kılıç’ın, “Dönüşüm” isimli dizelerini sunayım, okurlara…
“Yol bitti
Bütün mutlulukları gömdüm
Kalktım bu kente geldim
Denizi bildim burada
Zeytin ağaçlarını bildim
Güneşi az, rüzgârı çok bildim
Sonra bittim
Saçlarım bitti, kirpiklerim bitti
İçimde bir ahenksiz hikâye
Uzadı, gitti
Anlıyorum azar azar
Yaşamaya oynuyormuşum
Fark etmeden yorulmuşum
Kurutulup kurutulup
Bir cevizin içine sokulmuşum”
BİRKAÇ ÖĞRENCİ ŞİİRİ
“Şiir Cumhuriyeti”nde yer alan birkaç öğrenci şiirine de yer vereyim, şimdi…
ÜŞÜYORUM
“Üşüyorum
Dışarıda değilim lâkin
Başucumda Roma yanıyor
Aklımdaki Neron kadar keskin
Yanımda bir köle ölüyor
Yanıyor, inliyor, haykırıyor
miskin…
Leş kargaları kol eziyor
Havada iğrenç kan kokusu
Papaz Yorgi camdan bakıyor
Bilmem nedendir korkusu
Ben Raif Efendi’yi bekliyorum
Beklerken arada ateş tekliyorum
Od yanmaz Berili gecesi sakin
Tablolara yeşiller ekliyorum
Yalnızlık alevden keskin”
Sensiz üşüyorum”
(Mehmet Utku Demir)
ALENİ BİR ÇÖL
“Yürüyordum bu çölde biçare
Yıktı beni sonra hoyrat fırtınalar
Bedenimi yakarken sıcak kumlar
Kalkmaya çalışsam da nafile
Şimdi devam etsem bu yola öylece
Ansızın karşıma çıksa da görsem bir vaha
Bulsam evimi çökmeden karanlık gece
Unutur muyum bu susuzluğumu bir daha”
(Hazan Erdoğdu)
BELKİ
“Belki bir gün tekrardan
Tekrardan doğar güneşim
Yanar gözüm, yüreğim
Belki bir gün tekrardan
Yağan yağmurun altında
Sen ve ben yan yana
Belki bir gün tekrardan
Yanında hasretsiz ben
Yanımda eski sen
Belki bir gün tekrardan
Gülerken gözlerin, gözlerim
Güneşi kapatırız tekrardan”
(Zümra Defne Çetin)
GAR
“Ilık eser rüzgâr
Yaz akşamı hafiften
Bomboş eski gar
Bir ahu gülüşten,
Dün geçti
Bugün geçecek
Uçacak en leş kuzgun
Konacak çorak bedenime
Yoracak çok yoracak
Erdirecek ebediyete
Bir taş kadar suskun
İp kadar ince döneceğiz
‘İnne lillahi ve inne ilahi raciun!’